Baykal’a acil “Rot Balans”!
Yazarın önceki yazıları
Perşembe, 2 Temmuz, 2009
“Askere sivil yargı yolunu ‘açan’” kanun değişikliğinin “Vatan’a Millet’e”, hatta “Vatan Millet Sakarya(VMS)”cılara ‘hayırlı’ olması dileğimle... Bu “V. M. Sakaryacılar” arasında sanırım Sayın Baykal ve “arkadaşları” da bulunuyor? Ki bazen yok ben VMS’ci değilim demeye çalışsalar da, gün geçmiyor ki, VMS’ı atakları tutmasın.
“12 Eylül darbecilerini yargılayalım” demeçleri, henüz gazetelerin ilk sayfasından düşmeden, bu sefer “Asker’e sivil yargı yolunun açılması” hususunda, “biz görmedik, biz duymadık, biz sevmedik” diye çocukça itirazlarda bulunuyorlar… Yahu Sayın Baykal, daha geçen günkü “açıklamalarınızı” ne çabuk unuttunuz? Bu ne samimiyetsizliktir? Bu ne “kendini” bilmezliktir? Bu ne lahanadır; bu ne turşudur? Birinde “bas bas” bağırırken, diğerinde çocuk gibi “haberimiz” yoktu deyip itiraz etmeler de ne? AKP’nin Askere sivil yargı yolu açma girişimindeki ‘Savaş hali’ ve “olağanüstü durumlar”da Askeri Mahkeme , “Barış” halinde ise - normal hayat denmeye çalışılıyor sanırım- ise “Sivil” Mahkeme sorumludur” ibaresine karşı çıkmanız gerekmez miydi? “HEY İktidar! 12 Eylül Darbecileri de yargılansın, bu yasa “Olağanüstü Halleri” de kapsasın” demeniz gerekmiyor muydu Sayın Baykal? Ne yani; 1980 ihtilalindeki “Asker”le, “Şemdinli”de kendi halkını “bombalayan” “Asker” farklı mı? Ne bu çarpıklık? Ne oluyor Sayın Baykal? Kanun çıktıktan sonra “kaos” ortamı yaratmak için mi; bi’ çocuk misali “Tayyip bizi kandırdı, “kandırıkçı” Tayyip” diye nidalar atıyorsunuz? Ne yani; ne istiyorsunuz?
Hadi biz AKP’yi anladık: “şu an bizim işimize yaramayacak olan şeylere –Eski darbecilere, darbelere vs…- karışmadan, ileride önümüzü kesme olabiliritesi olan “yasa/kişi/kurum”ları değiştirerek/kaldırarak, dönüşümümüzü yapıyoruz; bunları yaparken de bazı sol/sosyalist –anti darbeci- çevrelerin de yüzüne hafiften su serpiyoruz, ferahlatıyoruz –oh oh! Yarasın!-“ Ama sizi çözemedik Sayın Baykal? Yok yok! Çözdük de! Bu “dengesizliğe” tahammül edemiyoruz artık!
Sayın Baykal ve “arkadaşları” ne yapmaya çalışıyor, kimse anlamış değil? Dedim ya, “kaos” ortamı mı yaratmaya çalışıyorlar? Neye zemin hazırlıyorlar? “AKP’nin kanun değişikliği ile ilgili “haberimiz yoktu, AKP gece yarısı darbesi yapmıştır” diyorsunuz. Şimdi de Darbeleri mi meşrulaştırıyorsunuz! Yoksa cidden; haberiniz yok muydu, o kadar safsınız da bizim mi haberimiz yok!?
Rejimin “bekçileri”! Bi’ de bu çıktı şimdi? “12 Eylül’cüleri yargılayalım” diyen Baykal dün yaptığı açıklamada Erdoğan’a hitaben, “TSK’dan elini çek, yargıyı mıncıklamaktan vazgeç” diyor. Yahu Sayın Baykal TBMM’nin görevlerinden biri de yasa düzenlemeleri değil midir? Asker’e dokununca ucu ‘mıncıklamak’ mı oluyor? Ne de olsa Sayın Baykal’a göre “Rejimin teminatı” Askerler, Erdoğon’a göre de “polis”miş! Eee, “herkes arkasındaki kadar konuşur” diye bi’ söz vardı? Di mi?
Ne olacak bu rejimin sonu, “herkesin” kendine yaptığı küçük yasalarla mı ilerleyeceğiz? AKP anayasayı sivilleştirdiğini mi düşünüyor acaba? Ya CHP? “Demokratik Cumhuriyet rejimini(!)” mi koruyor?
E hadi artık oturulsun da adam akıllı bi‘ anayasa hazırlansın! Yoksa 100. Yılı mı bekliyorsunuz? Bekleyecek takati kalmadı kimsenin! Nerde kadın hakları, nerde işçi hakları, nerde çocuk hakları, nerde eşcinsel hakları, nerde “öteki” hakları”… Nerde insan hakları, nerde sivil anayasa! Yok yok! Siz yap-a-mazsınız zaten! Ne de olsa “Asker” çocuklarısınız! Asker Ahlakıyla büyüdünüz! E ne diyeyim ben size! Ahlakınız Batsın!
Kaos GL
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun













Yorumlar
başka bir açı
Şahsen, Deniz Baykal'ın verdiği tepkide tutarsızlık görmüyorum. Önemli ve toplumun her kesimini ilgilendiren bir konu Meclisin tatile girecegi günün gecesinde (01:30) oldu bittiye getirilmemeliydi.
Ayrıca ben 12 Eylül darbesi ve sonrası ile 27 Nisan sürecini ve şu anda Ergenekon adı altında yaşadığımız 28 Şubat rövanşını bir tutmuyorum. Gladio (ki sadece TSK içinde değildir) temizlenmesi gereken, işleyen bir demokraside barındırılmaması gereken bir yapı, ona kabulum ama hangimiz şu anda bu tasfiye sürecinin olması gerektiği gibi olduğunu iddia edebilir? Bu tasfiyenin rövanş hareketi haline geldiğini görmüyor musunuz? Sürekli birileri tarafından servis edilen konuşma kayıtlarından, çıkarılan belgelerden hiç şüphelenmiyor musunuz?
VMS'cı ile karikatürize etmeye çalıştığınız kişiler bazı analizlerinde fazla indirgemeci olabilirler ancak bugün biz diğer müslüman nüfus çoğunluklu ortadoğu ülkelerine göre dini ilgilendiren kimi konularda(eşcinsel hakları da buna dahil) görece rahat yaşayabiliyorsak, bunu bir önceki VMS'cı kuşağın bir kısmının kurucu ideolojiye gönülden bağlı olmasına borçluyuz. TSK de beğenin ya da beğenmeyin bu milletin içinden çıkmış bir kurumdur ve Emniyet Teşkilat'ına göre daha köklüdür. Eğer ille de seçim diyorsanız müzmin homofobik yapısına rağmen daha köklü bir geçmişi olan TSK'yı tercih ederim. Eğer tercihimi destekleyecek bir neden isterseniz Yıldırım Türker'in KAOS GL sayfasında yayınlanan Cinsel İşkence yazısındaki faillerin dağılımına bakabilirsiniz. Bazen insanlar seçim yapmak istemese bile seçim yapmak zorunda kalıyor. Tarihteki olayları da çoğu zaman bu durumda yapılan seçimler belirliyor.
Elbette ideal şartlarda bir insan hem cumhuriyetçi hem özgürlükçü olabilmelidir. Cumhuriyete bağlılık azınlıkların haklarını vermemeyi gerektirmez, herkesin anadilinde eğitim verilmesine karşı çıkmayı gerektirmez (özel teşebbüs ile ya da devlet destekli olup olmayacağı ayrı bir konu) , eşcinsel haklarını göz ardı etmeyi gerektirmez. İdeal şartlarda ordunun eşcinsellere yaklaşımı eleştirilir, Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanılanlar tartışılır, 12 Eylül tartışılır, 27 Mayıs tartışılır, 28 Şubat tartışılır...
İdeal şartlarda ordu siyasetten uzak olur. Bu kadar...
Ancak ideal şartlarda halkın ortalama eğitimi 5 yıldan fazla olur. İdeal şartlarda aşiret sistemi olmaz. İdeal şartlarda binlerce insan bir otelde sıkışıp kalmış 33 aydını ateşe vermez. İdeal şartlarda bir torba pirinçle oy satılmaz. Seçimin olduğu gece elektrikler kesilmez, oy pusulaları çöp tenekesinde bulunmaz. Bulunursa ona demokrasi denmez, çakma demokrasi denir. Halkın iradesi denmez, çakma irade denir.
Lafı toplamak gerekirse demokratikleştirmeye doğru atılan adımları önemsiyorum, ancak son birkaç yıldır ülkeye yayılan F tipi yapılaşmayı ordudan daha büyük bir tehdit olarak algılıyorum.
Bu düşüncelerimi paylaşmak istedim.
Sevgiler,
cevaben
Yazınız için teşekkürler... Sevgilerimle ADŞ