"Transeksüellik, Hastalık Değil Tıbbi Bir Durumdur"


Perşembe, 31 Aralık, 2009
Çeviri: Okan A.

HIV üzerine uzmanların bir araya geldikleri uluslararası bir toplantıda transeksüelliğin bir akıl hastalığı değil, tıbbi bir durum olarak yeniden tanımlanması için çağrıda bulunuldu.

Erkeklerle ilişkiye giren erkeklerin (MSM), kadınlarla ilişkiye giren kadınların (WSW) ve trans bireylerin HIV’den Korunmaları konulu İkinci Uluslararası Uzmanlar Buluşması Kasım ayının başlarında Amsterdam’da tüm dünyadan 130 uzmanın katılımıyla gerçekleşti.
 
“Hedeflerden Eyleme Geçiş” adlı bir rapor basıldı ve trans bireylerin gördüğü muamelelerin değiştirilmesine yönelik bir çağrıda bulunuldu.
Raporda ancak bu yolla trans bireylerin kendilerine yapışmış olan akıl hastası damgasından kurtulabilecekleri belirtiliyor.
 
Rapora göre: “Cinsiyet kimliği değişimi (transeksüalite) Amerikan Psikiyatri Derneği’nin Teşhis ve İstatistik Rehberinde ve Dünya Sağlık Örgütü’nün Uluslararası Hastalıklar Sınıflandırmasındaki (ICD) mevcut mental sağlık bozukluğu sınıflandırmasından çıkartılmalıdır.”
 
“Bunun yerine tıbbi bir durum olarak sınıflandırılmalıdır. Bu ICD’de cinsiyet kimliği geçişi yaşayan ve durumları için tıbbi desteğe gereksinimi olan bireylerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir teşhis kategorisi yer almasını, akıl hastalığı damgası olmaksızın sağlayacaktır.”
 
Manchester Metropolitan Üniversitesi ve trans grubu Press For Change’den profesör Stephen Whittle, hareketi olumlu karşıladı:
 
“Bu bir cinsiyet kimliğine sahip olmanın ve kendinizi bu kimlikle ifade etme arzusunun bir akıl hastalığı olup olamayacağına ilişkin son derece önemli ve ciddi tartışmaya büyük bir katkıdır” dedi.
 
“Biz birçok trans bireyin mental sağlık uzmanlarının desteğine ihtiyaç duyduklarını kabul ediyoruz; ancak cinsiyet kimlikleri yüzünden değil, cinsiyetlerinin sadece bireysel transfobik düzeyde değil aynı zamanda kurumsal olarak ve daha geniş yapısal düzeylerde de reddedilmesi yüzünden.”
“Her birimizin bir cinsiyet kimliği var ve herhangi bir insan grubuna bakın sıradan insanların kendilerini sayısız yollarla cinsiyetleriyle ifade ettikleri yerler görürsünüz başkalarının kendilerini bilmelerini istedikleri gibi. Özlerinde trans bireyler aynısını yapabilme özgürlüğünden başka bir şey istemiyorlar.”
 
Tıbbi görüş başta eşcinselliği de bir akıl hastalığı olarak ele almıştı. 1990 yılında ise Dünya Sağlık Örgütü’nün mental bozukluklar listesinden çıkartıldı.

Jessica Geen
 
Pink News
12/29/2009

Yorumlar


Konu hakkındaki tümüyle kişisel düşüncelerim.

Transseksüellğin nasıl tanımlandığına bağlı olarak ona verdiğim tepki değişiyor. Şöyle ki, 'cinsiyet rolleri' denen şeyi zaten özgül olarak kabul etmiyorum. Erkeksiliğe/kadınsılığa dair algıların çoğunlukla toplumun ihtiyaçları ve/veya beklentileri tarafından yaratıldığını düşünüyorum ve zaten yeteri kadar belgesel izledikten sonra insan bunun gerçekten de böyle olduğunu örnekleriyle görüyor, kendi alıştığı kurallardan çok farklı olup da belgeseldeki 'acayip kabile' tarafından olağanlıkla karşılanan tabular veya işbölümleriyle karşılaştıkça ;) Demek istediğim, ben cinsiyete birincil olarak biyolojik bir durum olarak bakıyorum. Ben nasıl davranırsam, ne iş yaparsam yapim, kimin sevgilisi olursam olim ve görüntüm nasıl olursa olsun, kendimi kadın olarak tanımlarım, bu kulağa ne kadar radikal gelirse gelsin. Ama tabi bunun olabilmesi için de bu hakkımın korunduğu bir yasal ve toplumsal düzenin mevcut olması lazım. Ama bu konularda katı olan bir toplumda yaşasaydım - ki eskiden yaşadığımı söyleyebilirim - o zaman insanın aşkın doğası gereği canım toplumun bana cinsiyetimden dolayı tabu kıldığı bir takım şeyleri yapmayı elbette isteyecekti ve hem bu isteğin ne kadar güçlü olduğuna, hem de toplumun cinsiyet rollerini ne kadar içselleştirdiğimle doğru orantılı olarak kendimi sahip olduğum isteklerden veya hedeflerden dolayı yanlış cinsiyette doğmuş sanıcaktım. Çünkü içselleştirdiğim o toplumsal inançlar biyolojik cinsiyetle bir takım davranışlar ve faaliyetler arasında keyfi veya artık işlevselliğini yitirmiş olan veya başından beri kimin işine yaradığı pek belli olmayan bir takım bağlar oluşturmuştur ve bunu özgül bir durum gibi her yeni ferdinin beynine işlemiştir. Sonra belki de daha liberal ve akılcı bir topluma göç edince bu kişi, "Aa bak! Bu toplumda kimse bana 'sen ne biçim kadınsın/erkeksin?' demiyor. Ben hiç de yanlış değilmişim, şöyle şöyle yapmadan da kadın/erkek olunabiliyormuş" diyebilir. Yani onun 'karşıcinslik' algısı önceden içinde bulunduğu toplumun ikilemlerinden kaynaklanmış olabilir. Eğer transseksüelliği 'kendini karşı cinse mensup hissetmek, o cinsle özdeşleşmek' olarak tanımlayacak olursak ben böyle bir tanımın yetersiz olduğunu düşünüyorum. Bence transseksüellik, kelimenin başındaki '-trans' ekinin de ima ettiğini düşündüğüm gibi, 'cinsiyetler ötesi' olarak da düşünülebilir. Bununla beraber, herhangi bir toplumun içinde varolabilmek ve gündelik hayatı kolaylaştırmak açısından, kişiler bedenlerini ameliyatla değiştirmek isteyebilir ve bunun da tabi ki bir hak olarak tanınması lazım çünkü bu o kişinin o toplumda kafayı yemeden varolabilme çabasıdır kanımca.

İşin garibi, intersex insanları düşününce cinsiyeti biyoloji ağırlıklı tanımlama çabasının bir pürüzle karşılaştığını itiraf etmek zorundayım. Ama bu beni toplum mamülü rollere ve imgelere bu konuda birincillik tanımaya sevketmiyor. Çünkü bu yapıldığı takdirde bu rollere ve imgelere dair bir sabitlik veya ezelilik yanılgısı oluşturabilir böyle bir yaklaşım. Ve bu da başta bahsettiğim hoşnutsuzluğu yaratabilir.
kaosgl.org LGBT Kültür & Yaşam ve Haber Portalı Syndicate content
Haklarımız Askerlik Çalışma Hayatı Aile Eğitim Kültür&Sanat Medya Sağlık Yaşam
Web sayfası ile ilgili teknik sorunlar, yorum ve eleştirileriniz için web@kaosgl.org
Kaos GL Derneği'nin resmi web sayfasıdır. İçerik, kaynak gösterildiği sürece kısmen kopyalanabilir, çoğaltılabilir, yaygınlaştırılabilir
kaos gl dergi iletişim

Eşcinsellerin Kurtuluşu Heteroseksüelleri de Özgürleştirecektir

Yazarlar

en çok okunanlar