İnsan Hakları / Askerlik

Elimin hamuruyla reddediyorum!

Çarşamba, 30 Mayıs 2007
"Ben, ELİMİN HAMURUYLA, doğaya ve insanlığa karşı işlenen tüm suçlara ortak olmayı reddediyorum" diyen Özlem Mollamehmetoğlu, 20 Mayıs’ta İstanbul Harbiye Orduevi önünde düzenlenen Vicdani Retçiler Buluşması'nda vicdani reddini açıkladı. Mollamehmetoğlu'nun açıklamasıyla Türkiye'de vicdani retçi olan kadınların sayısı 13'e yükseldi. Eskişehir muhabirimiz Ozan Gezmiş, aynı zamanda MorEl Eskişehir gönüllüsü olan Özlem’le konuştu.

Vicdani ret tam olarak ne demek, senin tavrınla birleştirerek anlatır mısın?

Vicdani ret en kaba tanımıyla kişinin felsefi, ahlaki ve dini nedenlerden ötürü askerlik yapmayı reddetmesi durumudur. Aynı zamanda kişi bütün savaşlara katılmayı reddetmese bile, biçimine ve nedenine katılmadığı için de asker olmayı reddedebilir. Bu tanımlar gerek kadınların gerek eşcinsel erkeklerin gerekse engelli kişilerin reddini bire bir karşılamıyor. Peki, biz neyi reddediyoruz? Askere gitme zorunluluğumuz yokken nedir derdimiz? Buna kişisel bir cevap vereceğim. Benim derdim günlük hayatın askeri temeller üzerinde şekilleniyor olması. Bu durum sadece erkekler için bir sorun olarak gözükse de bir kadın üzerindeki yansımaları da onun kadar vurucu. Gözümüzü açar açmaz tepemize dikilen baba otoritesinden; okullarda her sabah geleceğin potansiyel askerleriyle birlikte hizaya sokulup; canımızı nasıl gözümüzü kırpmadan feda edebileceğimizin şarkılı türkülü ezberine kadar militarizme batmış durumdayız. Varlığımızın değersizleştirilmesinden gözaltında tacize ve tecavüze varana kadar her şey bu militarizasyonun bir sonucu. Bu nedenle kadınların reddi askerlikten öte bir şeylerin tartışılmasını zorunlu kılıyor bize. Benim reddim de görünen-görünmeyen bütün militarist yapıların feminist ve anti-militarist bir sorgulamasının sonucu olarak geldi.

Türkiyeli 13. kadın vicdani retçisin. Deklarasyonun şöyle başlıyor: "Adamların kalabalığında kadınım, heteroseksüellerin kalabalığında biseksüel, lezbiyen, gey, travesti, transeksüelim, Türklerin içinde Laz, Kürt, Ermeni’yim, çözümü savaşmakta görenlerin içinde barışta ısrar edenim." Biseksüel bir kadın olarak bu toplumda ötekinin ötekisi olarak barışta ısrar eden olmak cesaret işi olsa gerek.

Yoo, aslında bu yöntemi korkak olduğum için seçtiğimi düşünenler de var ama ben buna cesaret işi mi yoksa korkaklık mı diye bakmıyorum; inandığım ve önemli bulduğum bir şey yaptım. Devamını da getireceğim. Feminist hareket içinde de, anti-militarist hareket içinde de, LGBTT hareketi içinde de olmaya devam edeceğim. Bu hareket içinde olmak egemen olanlarla mücadele etmek anlamına da geliyor benim için. Ve gerek patriarkayla gerek militarizmle gerekse heteroseksizm ile mücadelede şiddetten arınmış bir yol izlemek mücadele alanlarının yapısıyla da kesişen bir tercih.

Vicdani reddini açıklama sürecinde homofobik davranışlarla veya yargılamalarla karşılaştın mı?

Hayır, herhangi bir homofobik tavırla karşılaşmadım.

Arkadaşların ve ailen vicdani retçi olman konusunda ne düşünüyor?

Ailem ve arkadaşlarımdan bazıları biraz endişelendiler; ancak bunda endişelenecek bir şey olmadığını uzun uzun anlattım. İyi de neden sen, dedi annem. Ben de ona herkesin verebileceği, hazırda olan cevaplardan verdim. Hala bazıları bu eylemin hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini ve anlamsız olduğu noktasında ısrarcı; ama her zaman destek vereceklerinden eminim.

Vicdani reddini açıklamanla birlikte bundan sonra hayatında ne gibi değişikler olacak?

Bundan sonra şimdiye kadar ne olduysa aynı şeyler olacak ama belki konuşmayı sevmeyen bir insan olarak daha fazla cümle kurmak zorunda kalacağım. Çünkü “Bu kadınlar da neyi reddediyor canım, askere gitme zorunluluğu olsaydı bakalım böyle yapabilecekler miydi?” sorusunun doğrudan muhatabı oldum. Sen bana daha fazla soru sormaya başladın mesela ama bunu sadece reddimi açıkladıktan sonra değil, bir süredir düşünüyorum. Biz bilgi üretmeli ve bilgiyi yaymalı, paylaşmalıyız. Vicdani ret hakkında, anti-militarizm hakkında, itaatsizlik hakkında yeterli olmasa da kaynağa ulaşmak mümkün. Ancak az önce sorduğum sorunun (“bu kadınlar da neyi reddediyor canım, askere gitme zorunluluğu olsaydı bakalım böyle yapabilecekler miydi”) ve daha bunla ilişkili birçok konunun üzerine okumalı, yazmalı ve yazdıklarımızı yaymalıyız diye düşünüyorum.

Meraklısına: Özlem Mollamehmetoğlu’nun 20 Mayıs’ta açıkladığı vicdani ret deklarasyonu şöyleydi:

''Adamların kalabalığında kadınım, heteroseksüellerin kalabalığında biseksüel, lezbiyen, gey, travesti, transseksüelim, Türklerin içinde Laz, Kürt, Ermeni'yim, çözümü savaşmakta görenlerin içinde barışta ısrar edenim. Cinsiyetçiliğin, ataerkinin, heteroseksizmin yıkıldığı, sınıfın ve sınırların ortadan kalktığı, dillerin ve kültürlerin özgür olduğu bir yaşam istiyorum ve biliyorum ki; bunların hiçbiri beni hayalini kurduğum yaşamdan uzak tutanların suçlarına ortak olmaya devam ettikçe gerçekleşmeyecek.
Bir kadın olarak, bedenimin vatan ve namusla özdeşleştirilmesinin, varlığımın erkek üzerinden tanımlanmasının, en yakınımızdaki iktidar sahibi olan erkeğe itaatin sıradanlaşmasının nedeni olan militarizmi sorgulamamak; İnsanların zorla askere alınmasına, gitmeyi reddettiği durumda hapse atılmalarına veya sivil ölüm olarak nitelenen yaşam biçimine itilmelerine sessiz kalmak; Bölgede yaşanan iç savaşa ve gelen ateşkes çağrılarına devletin silahla ve bombayla karşılık verişine sessiz kalmak; Devletlerin ve bütün iktidarların suçlarına ortak olmaktır.
Ben, ELİMİN HAMURUYLA, doğaya ve insanlığa karşı işlenen tüm suçlara ortak olmayı reddediyorum.''

Özlem Mollamehmetoğlu

*Muhabirimizin diğer haberleri

Bu siteye erişim Engellenemez

Eskişehir'de "Yürüyoruz”

Eskişehir'de bir ilk!

Yerelden zafere ilk adım!