Yaşam / Siyaset

HDP Çankaya Adayı Elçin Öz: LGBTİ Mücadelesini Yerelde Hayata Geçirmeliyiz

Çarşamba, 22 Ocak 2014
HDP Çankaya Eşbaşkan adayı feminist aktivist Elçin Öz: Cinsiyetlendirilmiş mekanlara karşı hakkımızı talep etmemiz gerekiyor. Kadın politikamız eşcinsel, biseksüel ve trans kadınları da içerecek bir şekilde hazırlanıyor. HDP çoğulculuğu farklı kadınlık hallerini içermeli. Seks işçilerini de kapsayan bir hat inşa edilmeli.
Yerel seçimler yaklaşırken LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks) ve feminist hareketlerden aktivistler de belediye başkanlığı ve meclis adaylıklarını açıkladı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Çankaya listesinden eşbaşkan adayı olan Elçin Öz de feminist hareketten gelen bir isim.
 
Elçin Öz ile adaylığını, HDP’nin kadın ve LGBTİ politikalarını konuştuk. HDP’nin çoğulcu yapısına dikkat çeken Öz, kendisi gibi geleneksel siyaset yapma tarzlarına mesafeli bir isimin aday olarak gösterilmesinin yeni bir tarz-ı siyasete işaret olduğunu vurguladı. Cinsiyetçi ve heteroseksist sitemin mekanları da cinsiyetlendirdiğini hatırlatan Öz, “Mekanlarda da, kadınlar ve sistemin göz ardı ettiği, yok saydığı gruplar olarak hakkımızı talep etmemiz gerekiyor” dedi.
 
Öz, kadın politikalarının eşcinsel, biseksüel ve trans kadınları; sınıfsal, etnik ve kültürel olarak farklı kadınlık hallerini içeren bir şekilde hazırlanacağını da sözlerine ekledi. Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri Derneği’nden Belgin Çelik’in de meclis adayı olduğunu hatırlatan Öz, “Seks işçilerini de kapsayan bir hattın asla ihmal edilmemeli” şeklinde konuştu.
 
Öncelikle Çankaya Belediyesi Eşbaşkan adaylığınızı kutlarım. Feminist bir kadın olarak neden HDP’yi tercih ettiniz? Nedir HDP’nin alamet-i farikası?
Teşekkür ederim Yıldız. Halkların Demokratik Partisi içinde yer almam bu gün, bu ülkede, içine yaşadığımız sistemde, kendini hep solcu ve feminist hissetmiş birisi olarak nasıl muhalefet etmemiz gerektiğine ilişkin algımla, yaklaşımımla ilgili elbette. Şöyle ki; kuruluşundan beri içinde yer aldığım Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin de HDP çatısının bir bileşeni olmasının ötesinde, yıllar süren mücadelesinde önemli deneyimler biriktirmiş ve bu anlamda barışa ve demokrasiye kararlılıkla sarılan Kürt hareketiyle, Türk solundan parti ve gruplarla ve çok önemsediğim ve başta kadın hareketi, LGBTİ hareketi ve genelde yeni toplumsal hareketlerin özneleriyle, daha geniş bir cephede, birlikte, yan yana yeni bir dil, yeni bir tarz-ı siyaset arayışında olmanın hepimize çok şey katacağını, hep eksikliğini duyduğumuz kitlesel siyaset yapmanın yollarını açacağı beklentisindeyim.
 
Başarabilirsek bu adımın, çoğulcu, farklılıkları eşit, özgür bir şekilde yanyana getiren, katılımcı bir hayat kurgusunun mümkün kılınması konusunda önemli bir adım olacağını düşünüyor; düşünmekle kalmıyor buna inanmak; olası tüm zorluklara rağmen bu sürece umutla bakmak, umut etmek istiyorum. Hatta benim gibi, geleneksel siyaset yapma tarzlarıyla hep mesafesi ve sorunu olmuş, farklı bir siyaset algısı olan; siyaseti, herhangi birisi olarak, herkes için daha yaşanılası bir dünyanın mümkün olduğu inancı ile haksızlığa, adaletsizliğe, ayrımcılığa karşı durmanın ve bunu yeni iktidarlar kurmadan, birlikte, birbirimizden öğrenerek yapmak şeklinde tanımlayan birisinin, HDP içinden aday gösterilmesini bile belki bu yeni tarz-ı siyaset arayışının bir sonucu olduğunu düşünüyorum.
 
Söylediklerim umarım feminist olarak böyle bir yapı içinde bulunmaktan ne beklediğimi de anlatabilmiştir. Kısaca, bu çoğulculuğu önemseyen yapı içinde kadın hareketinden ve anti cinsiyetçi, heteroseksizim karşıtı hareketlerden dostlarımızla birlikte olduğumuzu; bu çoğulcu yapının, birlikte siyaset üretmek için önemli bir zemin olabileceğini düşündüğümü bir kez daha belirtmek istiyorum.
 
HDP’nin ve sizin yerel yönetimlerde kadınlara ilişkin ne gibi politikalarınız olacak?
HDP’nin ve benim bu anlamda söyleyebileceklerimiz aslında yukarıda da kısaca belirtmeye çalıştığımız genel çerçeveden çıkarılabilir. Burada asıl vurgulanması gereken ve hatta seçim süreci için öne çıkarılan "şehir senin" sloganı üzerinden geliştirilebilecek; "sokağın, mahallen, şehrin, yaşadığın ülke senin, benim; buralarda birilerinin bizi yönetmesinden, bizim adımıza politika üretmesinden ziyade kendimiz için yapılması gerekenlere biz karar vermek istiyoruz" fikri; bunun mümkün olduğuna hep birlikte inanmamız...
 
Kadın politikalarımız açısından da ana çıkış noktamız bu olmalı diye düşünüyorum. Cinsiyetçi, homofobik sistem herşeyi cinsiyetlendirdiği gibi mekanı da cinsiyetlendirmek konusunda mahir. Kamusal alanlar bu anlamda iktidarın, ayrımcılığın fazlasıyla hissedildiği alanlar. Mekanlarda da, kadınlar ve sistemin göz ardı ettiği, yok saydığı gruplar olarak hakkımızı talep etmemiz gerektiğini, sokaklarımızı, mahallelerimizi, kentimizi somut taleplerimize göre dönüştürmenin yollarını birlikte bulmamız gerektiğini düşünüyorum. Kent hakkı fikrinden yola çıkarak her türlü ayrımcılığa karşı mücadele etmek belediyelerin en önemli hedeflerinden biri olmalı ve bu da karar ve inşa süreçlerine ayrımcılığa en fazla maruz kalan kesimlerin, kadınların, LGBTİ bireylerin, engellilerin, yaşlıların, çocukların, işsizlerin, yoksulların katılımı ile gerçekleştirilmeli. Buna ilişkin partinin de benim de özellikle kadın olarak hayat deneyimimden, feminist hareketin pratiğinden getirdiğim somut önerilerim, önerilerimiz var ve bunları çok yakında yazılı olarak paylaşacağım. Burada hem parti içinde hem de parti dışında sürece dahil olan feminist ve LGBTİ hareketten dostların varlığını, deneyimlerini ve bu süreç içinde karşılacağımız kadınların yaratıcılığını, hayata sahip çıkma kararlılığını çok önemsiyorum.
 
Eşcinsel, biseksüel ve trans kadınlar bu kadın politikasında yer bulacak mı?
Feminist ve özellikle de LGBTİ hareketin bize öğrettiği bir şey de kadın olmanın yalnızca biyolojik kadınlık üzerinden tanımlanamayacağı. Bu anlamda yerel yönetimlerde üretilecek politikalar, kadınlığı homojenleştirmeden,farklı kadınlık hallerinin, yalnızca cinsel yönelimler üzerinden de değil, sınıfsal, etnik, kültürel farklılıklarını da içerecek şekilde oluşturulmalı. Bu da yine söylediğim gibi olabilecek en fazla sayıda ve çeşitlilikte kadına ulaşarak; ihtiyaçların, taleplerin, çözümlerin birlikte üretilmesini sağlayacak makanizmaların yaratılması ile mümkün olacaktır.
 
Ankara’da, İstanbul’da ve bunların dışında bazı illerdeki LGBTİ arkadaşlarımızın belediye meclislerinde adaylıkları, parti içinde faaliyet yürütüyor oluşu da bu politik ufkun bir güvencesi diye düşünüyorum.
 
Seçim çalışmalarında genel olarak LGBTİ politikanız ne olacak?
Tekrara düşmek istemesem de HDP nin en önemsediğim yanlarından biri, çoğulcu bir yapı içinde yeni bir siyaset tarzı inşası çabasında oluşumuz. Ve yine başta da belirtiğim gibi bileşenlerimizin en önemli unsurlarından biri LGBTİ hareketi. Bu arkadaşlarımızın bir çoğuyla Ankara’da feminist hareket içinden gelmem sebebiyle de tanışıklığımız, ilişkimiz hatta işbirliğimiz var. Mücadelelerini kişisel olarak hevesle, heyecanla ve çok öğrenerek izliyorum, ve dahil olmaya çalışıyorum. Benim de adayı olduğum Çankaya Belediyesi belediye meclisi adayları içinde bildiğim LGBTİ arkadaşlarımız var. Örneğin seks işçilerinin haklarını korumak için kurulan Kırmızı Şemsiye’den Belgin Çelik de belediye meclisi adayı. Bu şekilde adaylıklar söz konusu olmasaydı bile, bu arkadaşlarımızın çoğu birlikte politika üretmeye, muhalefet etmeye çalıştığımız insanlar. Seçim çalışmalarını da içerecek şekilde ama daha uzun vadeli çalışma planları oluşturmaya başladık bile. Zaten çok önemsenmesi gereken ve kanımca oldukça başarılı bir seyir izleyen LGBTİ’lerin görünürlük, karar mekanizmalarında birlikte yer alma, ayrımcılıkla mücadele politikalarını, yerel yönetimler düzeyinde de hayata geçirmek, bu mücadeleyi bu mecrada da sürdürmek konusunda elimizden geleni birlikte yapacağız. Bu çalışmalarımız seks işçilerini de kapsayan bir hattın asla ihmal edilmemesi gerektiği konusunda da bizi fazlasıyla uyarıyor.