Yaşam

Göksu Başaran: Dizi sektörü transları görmezden gelmemeli

Perşembe, 16 Şubat 2017
Haber: Kaos GL

Kalbimdeki Deniz dizisinde rol alan trans oyuncu Göksu Başaran dizi sektörünü ve yeni projeleri anlattı.

Pembe Hayat’tan Hande İmbat, Kalbimdeki Deniz dizi oyuncusu Göksu Başaran ile söyleşti:

Kalbimdeki Deniz adlı dizide gözaltında olan bir trans kadını canlandırıyorsun. Oyuncu kadrosuna dahil olman nasıl gerçekleşti?

Nasıl kadroya dahil oldum… Daha önceden Küçük Ağa dizisinde oynadım. Dizinin yönetmeni Aysun Akyüz benim sosyal medya hesabımda ekli, kendisi bana mesaj attı. “Kalbimdeki Deniz adlı dizide senin için çok güzel bir karakter yazıldı, oynamak ister misin?” dedi. Ben tabii ki duyunca çok heyecanlandım, üzerine biraz da bahsedince tereddütsüz bir şekilde kabul ettim.

Bize rolünden bahseder misin? Nasıl bir rolde oynuyorsun?

Nezarete getirilmiş bir trans kadını oynuyorum. Başrol oyuncusu Özge Özberk ile arkadaş oluyoruz orada. Çaresiz bir kadın nezarete geliyor ve çaresizliğinden dolayı bana sarılıyor, ağlıyoruz ve ardından arkadaş oluyoruz. 

Peki bu rolün devamı olacak mı?

Rolün devamı var ama sürprizler de var. İki bölüm daha var yayınlanacak, tabii ki seyirciyi şaşırtacağız. 

Bir yandan başka projelerde de yer almışsın geçmişte; Arka Sokaklar, Küçük Ağa gibi dizilerde rollerin vardı. Biraz onlardan bahsederek, oyunculuğa ilk girişin nasıl oldu anlatabilir misin?

Aslında birçok projede yer aldım. Ben oyunculuğa 2006 yılında figüran oyuncusu olarak başladım. Bir kafede oturup çay içerken ya da sokaktan yürürken.. O şekilde para kazanmaya başladım. Tabii ki görünür olmadığınız için sizi kimse görmüyordu, sadece sette olan insanlar sizi biliyor ama izleyici sizi bilmiyordu. Ben de, artık görünür olmak istiyorum ne yapmalıyım dedim. Ardından eğitim almaya başladım, üzerine araştırmalar yaptım, oyuncu arkadaşlarıma danıştım, halen de danışıyorum. Sonra da kendimi geliştirmeye başladım. Yeni bir çevre edindim. Oyuncular, yönetmenler ve yapımcılar ile tanışmaya başladım. Mesela Küçük Ağa dizisinde çok ufak bir rolde oynadım ama o diziyi çeken yönetmen ile tanışıp arkadaş olmak ve iki sene sonra tekrar size iş vermesi çok güzel bir şey. Düşündüm ki insanlarda güzel bir izlenim bırakmışım ki bana yazabiliyorlar. Ben normalde öğlen uyanırım, teklifte bulunduğu gün de tesadüfen sabah erken uyandım, bir baktım ki mesaj gelmiş, sağ olsun Aysun hoca bana teklifte bulunmuş. 

Sen beni nasıl yok sayabilirsin ki?

Trans kadınların sektörde bu kadar az olmasının nedenleri aslında önyargı ve ayrımcılık mı? Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Aslında önyargı değil de bizim başarılı olduğumuzu biliyorlar. Zaten izleyici bizi görünce bir daha izlemek istiyor. Bir yandan da ekrana koymak istemiyorlar. Sansür de diyebiliriz buna, bizi görmezden gelmek istiyorlar. Halbuki ben buradayım, yaşıyorum, canlıyım. Sen beni nasıl yok sayabilirsin ki? Yaşayan bir canlıyı siz yok ediyorsunuz. Çok mücadele etmemiz gerekiyor. Görünür olmam için benim hiçbir rol kaçırmamam gerekiyor. Çünkü ben rol seçersem kendimi yok ederim. 

4-5  yıl öncesine kadar ekranlarda pek trans kadın oyuncu göremiyorduk. Ayta Sözeri, Seyhan Arman gibi isimleri, son dönemde de seni görmeye başladık. Sence trans kadınlık ekranlarda iyi temsil ediliyor mu? 

Nasıl bakarsan öyle görürsün aslında. Ama tabii ki belli bir kalıba da sokulmaya çalışılıyoruz. Genelde bizlere orospu rolü verilir. Ben şu zamana kadar bir trans kadının hemşire olduğunu da görmedim herhangi bir dizide. Kaldı ki bizim ülkede kendi mesleğini yapabilecek o kadar çok trans arkadaşımız var ki. 

Peki, sektördeki sıkıntılardan bahsettik, sence bu şartların iyileştirilmesi için sektörde neler yapılmalı?

Sektör bir kere bize güvenmeli ve kapılarını sonuna kadar açmalı. Bizi görmezlikten gelmemeli aslında. İnanın o kadar çok arkadaşım var ki yapımcısından tut oyuncusuna kadar.. Sürekli aşk teklifleri alıyorum ama bir iş istediğim zaman bana bunu sunmuyorlar. Beni sektörde bir risk olarak görüyorlar. Kıskançlık çok fazla var, biz trans oyuncuları çok başarılı görüyorlar. 

Sektörden biraz çıkalım, LGBTİ hareketine dönelim. Sence hareket nasıl ilerliyor son dönemde? LGBTİ hareketin seni temsil ettiğini düşünüyor musun?

Açıkçası LGBTİ hareketi beni kesinlikle temsil ediyor. 15-20 sene öncesine kıyas ile mevcut durum tabii ki de daha iyi. Bu da derneklerin sayesinde gerçekleşti. Az da olsa görünürlüğümüz var. Ne kadar sesimizi kesmeye kalksalar da, susturmaya çalışsalar da biz yine bir yerlerden konuşabiliyoruz, kendimize açık bir kapı bulabiliyoruz. 

LGBTİ mücadelesinin yanı sıra, oyuncu sendikasına da üyesin ve bir mücadele de orada veriliyor, bize oraya dair paylaşımlarda bulunur musun?

Ben sendikanın çok fazla içinde değilim aslında. Ama sendikanın biz oyunculara kattığı çok şey var. Örneğin bir projeye girdiniz ve paranızı alamadınız. Sendikaya hemen başvurabiliyor, davalar aracılığı ile hakkınızı talep edebiliyorsunuz. Sendika bu yüzden var zaten. Sizin hakkınızı arıyor ve bunu ücretsiz bir şekilde yapıyor. Nasıl bir LGBTİ sıkıntı çektiğinde arkasında derneğinin olduğunu biliyor ise, oyuncular da bunu biliyorlar. Ne yazık ki birçok oyuncu bu sendikayı biliyor ama bilmezden geliyor ya da başları sıkıştığında müracaat ediyorlar. Aslında yarın öbür gün hiçbir oyuncu yolunun sendikadan geçmeyeceğini bilemez de. O yüzden insanların yalnızca işi düştüğünde değil, sürekli şekilde desteklemeleri gereken önemli bir platform olduğunu düşünüyorum.

Söyleşinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.