Gökkuşağı Forumu

Wilders’in yerli işbirlikçileri

Pazartesi, 13 Mart 2017

Wilders, “ya sev ya terk et” diyor. Ya bana uyarsın, benim kurallarıma göre yaşar, benim gibi olursun ya da seni buralardan atarım!

Avrupa ülkelerinin sağ partileri 16 Nisan halkoylamasının nasıl sonuçlanmasını istiyorlardır? RTEakp-mhp ittifakının iddia ettiği gibi ‘hayır’ çıksın diye mi uğraşıyorlar?

Politikalarının ana eksenini yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı üzerine oturtan Avrupa sağcıları, Türkiye’de İslamcı, otoriter, tek adam rejiminin kurulma çabasına ellerini ovuşturarak katkıda bulunuyorlar.

Irkçılık, kitleyi ancak düşman bulursa ikna edebilir. Irkçı, sıradan insanı ‘hayatın tehdit altında’ diye korkutur. Benim yanımda sıralanmazsan, bana destek vermezsen düşman gelip senin hayatını elinden alacak!

Wilders’in attığı tweetler, tam da bunu söylüyor:

“Erdoğan ile aynı fikirde olan Hollanda’daki Türklere söylüyorum: Türkiye’ye gidin ve asla geri gelmeyin. On yıllardır devam eden açık sınırlar, büyük göçler, kültürün korunması, sıfır entegrasyon, çifte vatandaşlık. İşte sonucu. 500 Türk Allah-u Ekber diye bağırıyor. Bu bizim ülkemiz. Meydanı hızlıca temizleyin.”

Wilders, “ya sev ya terk et” diyor. Ya bana uyarsın, benim kurallarıma göre yaşar, benim gibi olursun ya da seni buralardan atarım!

Wilders’in Türkiye’deki muadilleri kim/kimler, ne dersiniz?

‘Hayır’ için broşür dağıtmak isteyen gençlerin bıçaklandığı bir halkoylaması süreci yaşıyoruz. ‘Hayır’ oyu verecek olanlara silah sıkılacağı tehditleri altındayız. Ülke içindeki antidemokratik uygulamaların haddi hesabı yok.
Medyanın yüzde 95’i ‘evet’ propagandası yapıyor. Hem de hiçbir ölçüt tanımadan, her türden yalanı arsızca söyleyerek.

Bakan Kaya, “dün gece Hollanda’da demokrasi askıya alındı” diyor. Üyesi olduğu Hükümet, Avrupa ülkelerini demokratik olmamakla suçlayıp, “hesabını misliyle soracağız” diyor. İyi ama, her şeyi bir yana bırakalım, Yüksek Seçim Kurulu’nun 17 Şubat 2017 tarihinde yayımladığı karara göre “Halkoylaması süresince yurtdışında ve gümrük kapılarında her türlü propaganda yasak”!!!

Hükümet dünyaya, “kendi koyduğum kurala bile uymam, benim hukuktan anladığım budur” diyor!

RTEakp-mhp, bir kez daha dünyaya mesaj veriyor: İslamcılar, demokratik özgürlükleri demokratik sistemleri yıkmak için istismar ederler!

Batı’da yükselen sağcı, ırkçı, korumacı, yabancı düşmanı politik hareketler için arayıp da bulamayacakları gerekçeyi kendi elleriyle veriyorlar.

Aslında olup biteni ve AKP’nin niyetini İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, gayet açık bir şekilde dile getirdi. Bayrampaşa Belediyesi’nin ‘evet’ toplantısında, yaşanmakta olan ‘kriz’ üzerine konuşurken “Karlofça’dan bu yana en güçlü dönemimizdeyiz” dedi.

Bakanın göz yaşartıcı entelektüel derinliği, Türkiye sağcılarının kolektif tarihsel bilinçdışını da faş etmiş oldu. Karlofça, Osmanlı’nın Avrupa’da toprak kaybettiği ilk anlaşma. Avrupa sağının kolektif bilinçdışında ‘işgalci, barbar Osmanlıların/ Müslümanların, Avrupa’dan kovulmalarının başlangıcı’. Wilders, tam da o tarihin içinden süzülüp geliyor ve Soylu ile aynı fikirde.

Tarihin garip bir cilvesi olsa gerek; Hollanda, Kutsal Roma Cermen İttifakı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan anlaşmanın arabulucularından biriymiş.

Avrupa’da Le Pen, Wilders, Orban, Strache; Farage say say bitmez popülist ırkçı sağcılar, Trump ve Putin’den ne kadar memnunlarsa, RTEakp-mhp’den de o kadar memnunlar.

Türkiye ağırlıkla Müslüman nüfusun bulunduğu bir ülke. Avrupa Birliği’nin kıyısında duruyor. Türkiye’de evrensel insan haklarına saygılı, demokratik parlamenter sistemin kurum ve kurallarıyla işlediği, özgürlüklerin korunduğu bir rejimin olması, onların yabancı düşmanlığı propagandalarını boşa çıkarabilecek en güçlü gerekçe. Öyle bir Türkiye, Avrupa sağcılarının kendi halklarını uyutmasını zora sokabilir.

Demem o ki, 16 Nisan’da ‘hayır’ sonucunun çıkması, Avrupa ve dünya için de hayırlı olacak. Yalnızca memleketimiz için değil, barış içinde yaşayan özgür bir dünya için de ‘hayır’ diyeceğiz. (Birgün)