İnsan Hakları / Sağlık

Jinekolog Muhabbetleri: "Araya gerilen kumaş neyi temsil ediyor?"

18 Nisan 2017

“Gittiğim kontrollerde her seferinde “ahh burada çok güzel bir yumurta var, hamile kalmayı düşünüyorsan aklında olsun” gibi saçmalıklarla uğurlanıyorum.”

                                                    Eser: Camila Carlow

Bazen homofobik, transfobik bir hekim, bazen heteronormativitiye körü körüne bağlı bir sağlık çalışanı bazen de kendi ahlak kurallarını size dayatan bir doktor… Bu sayfada, “bağzı kadınlar”  ve tabi "bağzı erkekler" için çok daha zor olan jinekolog muayenelerini, jinekolog muhabbetlerine dönüştürüyoruz.

Küçük bir uyarı: “Jinekolog Muhabbetleri” yazı dizisine gönderilen anlatılar, güçlendirsin, iyi gelsin, yaşadıklarımız muayene odasında saklı kalmasın diye paylaşılsa da hepimiz için tetikleyici olabilir. Bu önerimiz akılda kalsın, anlattıklarımız bize destek versin, derdimize derman olsun.

Jinekolog muhabbetlerinin yeni anlatıcısı Aylime Aslı. Aylime Aslı, “hasta” olmanın da hangi hastanın tedavi edileceğinin de mevcut politika ile ilişkisine dikkat çekiyor.

İlk jinekoloji muayeneme ne fazlasıyla gergin ne de olabildiğine sakin bir ruh haliyle girdim. Akran eğitimlerinden öğrenmiş olduğum cinsel yolla bulaşan hastalıkların testlerinin yapılmasını isteyecektim. “Erkek” olan jinekoloğa eşlik eden bir “kadın” hemşire (muhtemelen) ile kısa bir konuşmanın ardından diğer odaya geçtik. Elime havlumsu bir kumaş tutuşturup kabinde hazırlanmamı söylediler. Açıkçası hazırlanmak derken pantolonumu ve külotumu çıkarmamı kastettiklerini tahmin edebildim ancak havlumsu kumaşı ne yapacağımı bilemedim. Bilememenin şaşkınlığıyla elimde havlu, donsuz bir şekilde erkek doktor ve kadın hemşirenin karşısına çıktım. Panikle elimdeki kumaşı kapan hemşire azarlayarak neden bunu belime sarmadığıma dair söylenmeye ve bir şekilde genital bölgemi kapatmaya başladı. Masaya oturduktan sonra da kafa karışıklığım sürdü gitti. Zira benim dahi o kadar detaylı bakma imkânımın olmadığı amıma bakan doktorun, muhtemelen amıma bakışını görmemek için araya gerilen kumaşın neyi temsil ettiğini elbette kavrayamadım.

Yaptırmış olduğum testlerin sonuçları negatif geldi. Ancak doktorum HPV’nin bulaş oranının oldukça yüksek olduğunu, bu virüslerin bir kısmının sorun oluşturmadığını ancak bir kısmının da rahim ağzı kanserine yol açabilecek virüsler olduğunu dile getirdi. Buna üzülmememi, yaşımın 25 yaş altında olmasıyla bu türden virüslere karşı aşı ile korunabileceğimi de ekledi. Ancak 3 doz şeklinde uygulanan bu aşının doz başına ödenmesi gereken fiyatın 250 TL olduğu minicik-tatlıcık detayıyla!  O dönemde kaldığım odanın kirasının 150 TL olduğunu düşünürsek benim için aşı yaptırıp yaptırmama kararını almak hiç zor olmadı, elbette yaptırmadan ayrıldım.

Sonraki jinekoloji muayenelerimin sıklaşması regl başlarında ve ara ara sebepsiz yere başlayan dayanılması zor ağrılar nedeniyle başladı. Rahim içi detaylı bir ultrason ve kan tetkikleriyle nedeni kolayca anlaşıldı: Çikolata kistleri (Endometriozis) bulunmaktaydı yumurtalıklarımda. 

Elbette teşhisin ardından tedavinin ne olacağı üzerine sorular sormaya başladım doktora. Yanıtıysa çok basitti: “Biz 30 yaş altı hastalarımıza çocuk yapmalarını öneriyoruz esasında, zira ameliyatla alsak bile tekrar çıkabiliyor, o yüzden en iyi yöntem çocuk yapmak oluyor kistlerden kurtulma konusunda”.

Muhtemelen doktorun abukluğunun vermiş olduğu cesaretle aynı yerden yanıtladım soru olmayan soruyu: “Peki SGK mı karşılayacak bu çocuğu?”  İnsanların neden çocuk sahibi olduklarına dair (miras, soyun devamlılığı, yaşlı bakım hizmetleri…) yeni bir perspektif kazandırmış olmasına minnettar olsam da elbette herkesin çocuk yapmak isteyeceğine dair bu müthiş özgüvenli tavrı epey sinirimi bozmuştu.

Çocuk yapmayacağımı aramızda netleştirdikten sonra doğum kontrol haplarıyla kistlerin baskılanabileceğini, küçülebileceğini dile getiren doktorum bir reçete yazdı. Yan etkisi en az olan hapı bulmak epey zamanımızı alsa da (20 günü aşan kanamalar, bulantı, kusma..) sonunda daha az yan etkisi olan bir doğum kontrol hapı markası bulduk. Ama bu ilaç da her ay tonla para ödediğim SGK tarafından karşılanmamaktaydı. Yaklaşık 1,5 yıl boyunca bu ilacı kullanıp önce ayda bir, üç ayda bir ve nihayet sıklığı altı ayda bire inen kontrollere girdim.

Artık doğum kontrol hapı kullanmama gerek olmadığını, iyileştiğimi, doktorun “artık kolaylıkla hamile kalabilecek olmamı” “müjdelemesiyle” anladım. Ara ara yine kontrollere gidiyorum ve her seferinde “ahh burada çok güzel bir yumurta var, hamile kalmayı düşünüyorsan aklında olsun” gibi saçmalıklarla uğurlanıyorum.

Kistlerle yaşam gündelik yaşam konforunu zaman zaman tamamen sekteye uğratırken, neden olduğu kanamalar, ağrılar ne doktoru ne de halkımızı (forumlarda çikolata kistine sahip olanların tartışmaya açtıkları başlıklarda küçük bir gezinti bunun için yeterli olabilir) gebe kalamama kadar korkutmuyor arkadaşlarım. Muhtemelen bütün bu rahatsızlıklar önemsenmediği için de çikolata kistlerinin tedavisi endikasyon dışı ilaç kullanımlarıyla geçiştirilmeye çalışılıyor.

Halkımızın antibiyotiklerle banyo yapma hakkı bulunmaktayken neden her iki dakikada bir insanın ölümüne neden olan rahim ağzı kanserinin sebebi olan HPV virüsüne karşı aşı ve doğum kontrol hapları SGK tarafından karşılanmamakta sorusunu dile getirmek önemli.

Yanıt da muhtemelen “hasta” olmanın da hangi hastanın tedavi edilmesi gerektiğinin de gayet politikaya içkin olduğunu görerek başlayacak.

“Benim de homofobik, transfobik, ahlakçı jinekologlarım oldu” diyor ve yazı dizisine katkı sunmak istiyorsanız asli.alpar@kaosgl.org adresine hikâyelerinizi bekliyoruz. Yazı dizisi sizden gelen hikayelerle devam edecek…

İlgili yazılar:

"Jinekolog Muhabbetleri" başlıyor...

Jinekolog Muhabbetleri: "Hikâyem bir jinekologda geçmedi!" 

Jinekolog Muhabbetleri’nde bugün Gizem’in hikayesi

Jinekolog Muhabbetleri: Toplumun bakışı, doktorun “ahlakı”