Gökkuşağı Forumu

Gökyüzünün altında sessiz bir an

13 Haziran 2017

Ceylan'lardan Ceylin'lere susturulduğumuz kötülüklerin acısıyla...

"Yine de duyarmış sesini penceresinin çaprazında büyüyen ay, gecenin uykusuna ışığı ile misafir olurmuş. İnsanın ilk penceresi gözleridir derlermiş. Ve her yere bakan bu pencereden ya soğuk dolarmış içeriye ya da sıcak. O yüzden bütün mevsimler insanlarmış."

Hiç kimsenin sevgisini esirgemediğini düşündüğü, herkesin öpmeye, sarılmaya doyamadığı bir kız çocuğunun hikâyesiymiş bu. Odasının sarı boyası dökülmüş duvarların ucuna bir cam parçası iliştirmişler, odayla bahçeyi birbirine bağlamak değil birbirinden ayırmak için. Gökyüzünün altına, küçük kızın gözlerinin üstüne sarı rutubetli bir tavan yapmışlar. 

Yine de duyarmış sesini penceresinin çaprazında büyüyen ay, gecenin uykusuna ışığı ile misafir olurmuş. İnsanın ilk penceresi gözleridir derlermiş. Ve her yere bakan bu pencereden ya soğuk dolarmış içeriye ya da sıcak. O yüzden bütün mevsimler insanlarmış. 

                                               Eser:Byron Eggenschwile

Gelelim küçük kızın odasına yeniden, her gün hayal kurduğu düşlerine kendisinin şaşı çizilmiş resminin altından bakarmış. Her gün boyu kadar minik bir yatağa kıvrılır düşünürmüş geçen günü ve gelecek  günü. Ve bir fare tırmıklarmış odasının tahta zeminini. Korkarmış küçük kız. Yüreğinin sesi ve küçük farenin tırmık sesi birbirine karışırmış. Ellerine misafir etseymiş belki fareyi, alışırmış onunla yaşamaya. Ama korkular hep tuzakları kurarmış. 

Bir gün gelmiş, o gün kızının fareden korkmasını istemeyen baba fareye tutkallarla tuzak hazırlamış bir de fareyi kandırmak için ucuna biraz peynir ufalamış. Tahta zeminden dışarı çıktığında koşa koşa peynir yemeye giden fare önce ayaklarını kaptırmış sonra, tutkalda eriyen ayakları gövdesini düşürmüş, çırpınmış, çırpınmış, çırpınmış. İşte o gün fare tırmık sesinden başka bir ses çıkarmış. Küçük kız  hiç duymadığı fare sesi duymaya başlamış, bütün mahalle bu sesle çınlamış. Bütün mahalle bu sesle ağlamış. Minik kız da ölen fareye ağlamış bir kere. “Dünyanın en küçük boşluğu” demiş farenin ağzından bakınca, o boşluktan kan akmış, kan tutkala yapışmış. Odasından çıkmadan ölüme tanıklık etmiş, ölüme susmuş, ölümü izlemiş. Ölümler karşısında sadece gözyaşı dökmeyi o zaman öğrenmiş.

Pencereler buğulanınca dışarıyı göremez ya insan, önce elleriyle ovalar sonra ovaladığı o ellerinin büyüklüğü bir yarık açar o ellerle üstünden geçilen buğular su damlacıklarına dönüşür, küçük kızın gözleri bir kere buğulanmış, her silmeye çalıştığında buğular göz suyu parçalarına dönüşmüş. Pencereler kirlenmiş. Artık hiçbir şey eskisi gibi görmeyecekmiş. Mahalleyi çınlatan ses bitince uykular bastırmış. Bazılarının ses kulaklarında bazılarının gözü yaşlarda uyuyakalmış. Küçücük bir fare, küçücük bir kızın odasında can vermiş. Önce herkes uyanmış sonra dinlenmiş, ağlamış, uyumuş. Dünya küçücük bir fare çığlığıyla susmuş. Dünya küçücük bir fare çığlığına susmuş.