Gökkuşağı Forumu

Akışkan gözetimin ahlaksızlaşması

11 Temmuz 2017

Bugün, bu sınıflandırma, ‘iktidara yakın olan’ ve ‘derhal uğraşılması, hatta yok edilmesi gereken tehditler’ olarak insanları belli gruplara ayırmaktadır.

Sokakta yürürken, bir markette yahut işyerinde, CCTV[1] kameraları gördüğümde, George Orwell’in aynı adlı kitabından uyarlanan “1984” filminde toplumu sürekli izleyen ve ara ara ortaya çıkıp kendini gösteren “Büyük Birader” metaforu zihnimde canlanır ve bir an ‘Büyük Birader bizi burada da gözetliyor’ diye düşünürüm. CCTV teknolojisi ile kendini kısmen görünür kılan gözetim, toplumsal dönüşümle birlikte belli bir değişim geçirmektedir. Geçtiğimiz Ocak ayında aramızdan ayrılan Zygmunt Bauman’ın, David Lyon ile birlikte yazdığı “Akışkan Gözetim” (1) adlı kitapta, ‘gözetleme, izleme, takip etme ve sınıflandırma’ olarak tanımlanan ve modernizmin bir boyutu olarak sunulan gözetim, gitgide daha örtük, gizli ve sinsi bir hal almıştır. Toplumsal değişim ve dönüşüm temelinde form değiştiren gözetim, akışkan modernizme benzer biçimde akışkandır (2). Günümüzde gözetim, Google taramalarından, sosyal medya hareketlerine ve hatta DNA’lara değin insan zerre ve eylemlerinin veri haline dönüşmesini sağlar ve toplanan bu verilerin işlenmesi ve değerlendirilmesiyle işlerlik kazanır.

Panoptik olandan kontrol lojiğine

İktidarlar, öteden beri, varlıklarını sürdürmek için çeşitli direniş biçimlerini engellemek istemiş ve bu amaca hizmet eden gözetim, tarih boyunca farklı biçimler almıştır. Majid Yar (3), gözetimin panoptikten kontrol lojiğine dönüşen halini tartışır. Disipline dayalı panoptik güç, 19 ve 20.yy’ın fenomeniydi ve yerini kontrol lojiğine bırakmıştır (4). Bu lojik, kodlanmış bilginin manipülasyonuna dayanan, bir simülasyonda yahut yönlendirilen insan davranışında gelişen bir olgudur ve artık günümüzde, panoptik yerine, gözetimin yayılması anlamında, ‘süper-panoptik’ten söz edilebilir (5). Yazarın çalışmasında Wim Wenders’in 1997 yapımı “The End of Violence” adlı filminden söz edilir (6). Filmde, devletin görevlendirdiği bir teşkilat tarafından, sokaklardan yatak odalarına değin, insanların her alanda izlenmesi maksadıyla, şehrin tepelerine bir tesisat kurulur. Bu gözetleme faaliyeti neticesinde toplumda mahremin ve özgürlüğün kalmadığı ve gözetleme faaliyetinin gerçekleştirilmesindeki sözde niyet suçu önlemekken, nihayetinde bu faaliyetin toplumsal huzursuzluğa sebebiyet verdiği anlatılır. Görünür olmak savunmasız olmaya dönüşmüştür.

CCTV’ye görsel kültür tartışmaları ve Bansky üzerinden bakmak

Bauman ve Lyon’a göre (7), modern dünya toplumları sürekli bir değişim içinde ve buna bağlı olarak, faaliyetleri, ‘güvenlik’ gibi ‘masumane’ gerekçelerle sunulan ve çeşitli biçimlerde uygulanan gözetim de akışkandır. Günümüzde güvenlik, ‘hareket eden her şeyi -ürün, bilgi, sermaye, insanlık- izleyerek yürütülmeye başlanmış, bu yolla yığınla bilgi toplanmıştır (8). Bu bilgilerin nasıl işleneceği ve güvenliği ne derecede etkin sağlayabilecekleri ise bir muammadır (9).

Eser: Banksy

Yazarlar ayrıca, bürokratik rasyonelleşme neticesinde insanların, güvenlik nosyonu altında sunulan gözetimi içselleştirdiklerini iddia eder. Günümüzde, iktidarın hegemonyasını sürdürmesine hizmet eden çeşitli gözetim yollarından biri olan ve hayatın her mecrasında karşımıza çıkan CCTV teknolojisi halen varlığını sürdürmekte ve diğer gözetim biçimleri gibi içselleştirilmiş durumdadır.

Sokak sanatçısı Bansky, çalışmalarında, hegemonyanın devamını temin eden gözetim ideolojisini ve özelde CCTV teknolojisini eleştirir. Sanatçı, yeni gözetimin timsali olan CCTV teknolojisine verilen, ‘insanların güvenlik ve huzuru için izleme’ benzeri anlamlardan inşa olmuş gerçekliği yıkıp yerine karşı hegemonik anlamlar koyarak, şehir sakinlerinin örtük ve kanıksanan gerçeğin ardındaki gerçeği görmesini amaçlar ve bu amaçla, grafiti’lerinde yeni bir gerçeklik inşa eder.

Eser: Banksy

Yar (10), CCTV teknolojisine ‘süper-panoptik gözetim ve sosyal kontrol çağının timsali’ biçiminde bir tanımlama yaparak belli bir önem atfederken, hedeflendiği kadar etkin olmaması üzerinden de eleştiri getirir. Yazar (11), panoptik dönemde olmadığımızı ve CCTV teknolojisini panoptizm üzerinden ele almanın, bu teknolojinin açık alanda kişileri tanıma ve sınıflandırmada başarısız olması ve böylece sürekli bir gözetim sağlayamaması bakımından doğru olmayacağını savunur. Yar’a göre (12), bu teknolojinin panoptikon gibi etkin oma iddiası yoktur ve ayrıca panoptikon’daki (eğitici, düzenleyici ve düzeltici) normalleştirme CCTV ile özgür bireylerin izlenmesi sürecinde içerilmez.

Gözetimin ahlaksızlaşması

Bugün iktidarların gözetim şekilleri ne Bansky’nin ne de başka bir görsel sanatçının doğrudan aktarabileceği apaçık bir forma sahip değildir. Zira, Bauman ve Lyon’un (13) vurguladığı gibi, modernizmin akışkanlığı içinde gözetim de akışkanlaşmış ve bu akışkanlık içinde bugün, gözetim belirsiz bir hal almıştır. Yarın bu belirsiz biçimin neye evirileceği bilinmemekle birlikte, bireylerin algılanışında da çeşitli değişiklikler olmuş, bireyler fiziksel varlıkları ve hikâyelerinden soyut, takip edilen ve kaydedilen eylemleri ile var olan bireyler haline gelmiştir. Belirsizleşen ve insanı eyleminden ayıran bu yeni gözetim formu, gözetimin etik sınırlarını da zorlamıştır (14). Dolayısı ile akışkan gözetim gitgide ahlaksızlaşmıştır (15).

Eser: Banksy

Gün be gün etik çerçeveden uzaklaşan günümüz iktidar formu, insanları toplumsal olarak sınıflandırmaktadır (16). Bugün, bu sınıflandırma, ‘iktidara yakın olan’ ve ‘derhal uğraşılması, hatta yok edilmesi gereken tehditler’ olarak insanları belli gruplara ayırmaktadır. Bireylerin eylemleri, iktidarın belirsizleşen gizli gözü tarafından Facebook’ta neyi beğendiklerinden Google’da neyi arattıklarına değin, an be an takip edilmekte, iktidarın hoşuna gitmeyen biçimde düşünen, yazan, konuşan ve davrananlar türlü cezalandırmalara tabii tutulmaktadır. Bu gizli göz, CCTV’lerin gözetimi açık eden gözünü aratır olmuş, bugün bireyler gündelik yaşamsal eylemlilikleri içinde iktidarın gizli gözünün dayanılmaz ağırlığını her an hisseder hale getirilmiştir.

Kaynaklar

1. Bauman, Z., & Lyon, D. (2013). Akışkan gözetim. Çev., Elçin Yılmaz. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

2. Bauman, Z., & Lyon, D. (2013). Akışkan gözetim. Çev., Elçin Yılmaz. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

3. Yar, M. (2002). Panoptic Power and the Pathologisation of Vision: Critical Reflections on the Foucauldian Thesis. Surveillance & Society, 1(3), 254-271.

4. Yar, M. (2002). Panoptic Power and the Pathologisation of Vision: Critical Reflections on the Foucauldian Thesis. Surveillance & Society, 1(3), 254-271.

5. Yar, M. (2002). Panoptic Power and the Pathologisation of Vision: Critical Reflections on the Foucauldian Thesis. Surveillance & Society, 1(3), 254-271.

6. Yar, M. (2002). Panoptic Power and the Pathologisation of Vision: Critical Reflections on the Foucauldian Thesis. Surveillance & Society, 1(3), 254-271.

7. Bauman, Z., & Lyon, D. (2013). Akışkan gözetim. Çev., Elçin Yılmaz. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

8. Bauman, Z., & Lyon, D. (2013). Akışkan gözetim. Çev., Elçin Yılmaz. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

9. Bauman, Z., & Lyon, D. (2013). Akışkan gözetim. Çev., Elçin Yılmaz. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

10. Yar, M. (2002). Panoptic Power and the Pathologisation of Vision: Critical Reflections on the Foucauldian Thesis. Surveillance & Society, 1(3), 254-271.

11. Yar, M. (2002). Panoptic Power and the Pathologisation of Vision: Critical Reflections on the Foucauldian Thesis. Surveillance & Society, 1(3), 254-271.

12. Yar, M. (2002). Panoptic Power and the Pathologisation of Vision: Critical Reflections on the Foucauldian Thesis. Surveillance & Society, 1(3), 254-271.

13. Bauman, Z., & Lyon, D. (2013). Akışkan gözetim. Çev., Elçin Yılmaz. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

14. Bauman, Z., & Lyon, D. (2013). Akışkan gözetim. Çev., Elçin Yılmaz. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

15. ‘Ahlak’, yoruma açık bir kavram olmakla birlikte burada ‘temel insan hak ve özgürlükleri’ temelinde bir etik dışılıktan söz edilmektedir.

16. Bauman, Z., & Lyon, D. (2013). Akışkan gözetim. Çev., Elçin Yılmaz. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

 

[1]Açılımı, ‘Closed-Circuit Television’ olan CCTV sistemi, CCTV kameralar, lensler, dijital kayıt cihazı ve monitörlerden oluşan ve belli bir alanın görüntüsünün kayda alınması suretiyle belli bir kurumun takibine hizmet eden bir teknolojidir.

*Bu yazı ilk defa  Eleştirel Kültür Dergi, Temmuz-Ağustos 2017 tarihli, 2. sayısında yayınlanmıştır.