Gökkuşağı Forumu

Dayanışma mücadeleyi yaşatır!

Perşembe, 13 Temmuz 2017

“En büyük üzüntüm bu süreçte LGBTİ örgütlerinin dayanışmasını yeterince hissedememiş olmak…”

18 Nisan Günü referandum protestolarının bitmesinin ardından evime yürürken polis tarafından gözaltına alındım. Beşiktaş Polis Merkezi’nde talimatsız ve keyfi olarak 1 gün tutulduktan sonra gözaltı sürem ifadem alınmaksızın üç gün daha uzatıldı. Gözaltında geçen dördüncü günde yine ifadem dahi alınmadı ve 22 Nisan tarihinde çıkarıldığım 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “cumhurbaşkanına hakaret suçu” gerekçesiyle tutuklandım.

İlk duruşmam,  2 ay tutuklu kaldıktan sonra 20 Haziran günü, 48. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuksuz yargılanmama karar verildi ve dava 13 Temmuz’a ertelendi. Bugün ikinci duruşmam görüldü. Bilirkişi raporunda "cumhurbaşkanına hakarete ilişkin kayıt yoktur" ibaresi bulunmasına rağmen hâkim beraat kararı vermedi. Çağdışı yasalarla tutuksuz yargılanmam devam ediyor.

Kısaca tutukluluk sürecinden bahsedeyim… "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla hiç bir somut emare olmadan 2 ay boyunca alıkonuldum ve oldukça ağır bir hak ihlaline uğradım. Özgürlüğüm kısıtlandı. Tüm tutukluluk sürecinde, cezaevi yönetimi beni adli koğuşta tuttu. Adli koğuşta, cinsel yönelimimden dolayı sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldım. Daha neler, neler…

Burada hatırlatmak istediğim bir nokta var… Tüm bu hak ihlallerine maruz kalırken ben sadece LGBTİ aktivisti “Çağla” değildim. Gözaltına alındığımda üzerimde gökkuşağı bayraklı ceketim vardı ve kimliğimde “Diyarbakır” ibaresi bulunmasından dolayı Kürt eşcinsel bir kadın olmanın bedelini ağır ödedim. Her zaman “az değiliz” diyoruz, ancak ben bu süreçte bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az kişiden destek gördüm ve bunların hepsi kadın örgütlerindendi. En büyük üzüntüm bu süreçte LGBTİ örgütlerinin dayanışmasını yeterince hissedememiş olmak… Böyle zor bir süreçte LGBTİ dayanışmasını hissedememek, mücadelemi boşa çıkardı sanki yalnızlığımı büyüttü.


Bu yazıyı yazmamın asıl sebebi, LGBTİ+ hareketindeki tüm arkadaşlarımı uyarmak aslında. Bizim mücadelemizin nasıl zayıf kaldığını, dayanışmasının ne kadar yetersiz olduğuna dikkat çekmek istiyorum.  Bu ülkede hepimiz kimliklerimizden ve renklerimizden dolayı tek tek tutuklanıyoruz, ağır hak ihlallerine uğrayıp, ağır şiddet ve baskılara maruz kalıyoruz… Ben yaşadıklarımla, bu durumun en belirgin somut örneğiyim diye düşünüyorum. Gelin hep birlikte bu mücadelede gönüllü olarak dayanışalım. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için mücadele edelim. Yarınlarımız için, bizden sonraki LGBTİ’lerin devletin sistematik şiddetine maruz kalmaması için yolumuza gerçekten bir arada devam edelim. Stonewall ruhuna selam olsun.

Renklerimizden ve politik kimliklerimizden korkuyorsunuz. Eril, homofobik, transfobik devlet sisteminiz yıkılacak elbet!

Biz değişmeyeceğiz , onlar alışacaklar…

Aşkla ve dayanışmayla kalın…