İnsan Hakları / Mülteci

CHP: Mülteciler tebaa ve kirli pazarlık aracı değildir

Cuma, 21 Temmuz 2017
Haber: Kaos GL

“Ülkemizdeki Suriyelilere mülteci statüsü bir an önce verilmeli, halkları karşı karşıya getirebilecek ayrımcı politikalardan vazgeçilmeli, önyargıları ve şiddeti derinleştirmekten başka işe yaramayan nefret söylemleriyle mücadele edilmelidir.”

CHP Göç ve Göçmen Sorunlarını İnceleme Komisyonu, hükümetin mülteciler konusundaki politikalarını eleştiren bir metin yayınladı.

Komisyon üyesi milletvekilleri, Veli Ağbaba, Zeynep Altıok, Mustafa Balbay, Nurettin Demir, Selina Doğan, Muharrem Erkek, Özcan Purçu, Sezgin Tanrıkulu ve Elif Doğan Türkmen; “Özellikle mülteci kadın ve çocukları hedef alan şiddet ve sömürü dalgası giderek derinleşmektedir” dedi.

“AKP iktidarının mültecileri sömüren, nesneleştiren ve ötekileştiren anlayışına karşı Suriye’deki savaşı bir an önce sona erdirmeyi amaçlayan barışçıl bir dış politika ve ülkemizdeki mültecilerin topluma entegrasyonlarını savunan bir yaklaşım Türkiye’nin yaşamsal ihtiyaçlarıdır” diyen Komisyon raporunda, “, çağdaş bir mülteci politikası üretmek ve bunu toplumsallaştırmak gerektiği” vurgulandı.

Yükselen yabancı düşmanlığı ve ırkçılık

Komisyon giderek yükselen yabancı düşmanlığı ve ırkçılığa da dikkat çekerek, “Suriyeliler başta olmak üzere ülkemizdeki mültecilere yönelik düşmanca söylemler sosyal medyada sıkça yer almaktadır. Nefret suçu kapsamında değerlendirilmesi gereken ve insan onuruna aykırı olan bu söylemlere karşı yetkili mercilerin sessizliği endişe vericidir” dedi.

“Türkiye’deki Suriyeli mültecilere kapıyı gösterenlere”, sığınma hakkının temel bir insan hakkı olduğunu hatırlatan Komisyon rapora şöyle devam etti:

“Suriye’deki savaşın uzamasından, ülkedeki tahribattan ve dolayısıyla mültecilerin geri dönebilecekleri bir evleri olmamasından Suriye’de altı yıldır bir vekalet savaşı yürüten AKP iktidarının da sorumlu olduğunu hatırlatmak isteriz. Ayrıca, uluslararası insan hakları hukukundan kaynaklanan ve tüm devletler için bağlayıcı olan geri göndermeme (non refoulement) ilkesi de devletlerin yetki alanları içindeki mültecileri risk altında olacakları bir yere göndermelerini/sınır dışı etmelerini yasaklamaktadır.”

“İktidarın yoksulu yoksula kırdırma siyasetine karşı koyacağız”

Komisyon raporda mültecilerin iş gücünün en güvencesi halkası olmasını da eleştirdi:

“Mültecilerin Türkiye’deki iş gücünün en güvencesiz ve en ucuz halkası olmasına ve yerli iş gücünün hedefi haline gelmesine seyirci kalmak, iktidarın yoksulu yoksula kırdırma anlayışının bir uzantısıdır. Bugüne kadar ülkemizdeki mülteci nüfusunun yaklaşık %1’ine çalışma izni verilmesi, mültecilerin kayıt dışı ekonomideki hacimleri ve mülteci emeği sömürüsünü göstermesi bakımından anlamlı bir veridir. İktidarın yoksulu yoksula kırdırma siyasetine, ülkemizdeki mültecilerle dayanışarak ve birlikte çözümler üreterek karşı koyacağız.

“AKP iktidarı ülkemizdeki mülteciler için 25 milyar dolar harcadığını ileri sürmektedir. Ancak, mültecilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için harcanan kaynağın büyüklüğü mültecilerin entegrasyonu konusunda açıklayıcı değildir. Örneğin, ülkemizde doğan Suriyeli bebeklerin sayısı 300 bine yaklaşmıştır. Okul çağındaki 900 bin mülteci çocuğun ise yaklaşık yarısı bir eğitim kurumuna kayıtlı değildir. Bu durum, ülkemizde bir kayıp kuşağın yetişmekte olduğunun başlıca işaretidir. Ülkemize refakatsiz olarak gelen mülteci çocukların bürokrasinin çarkları içinde kaybolduklarına ilişkin görüşleri, resmi rakamlara göre 1660 Suriyeli çocuğun kayıp olduğunu ve refakatsiz mülteci çocuklara ilişkin sağlıklı verilerin olmadığı gerçeği de kayıp kuşak konusundaki endişemizi derinleştirmektedir.”

“Mülteciler tebaanız ve pazarlık aracınız değildir”

Komisyon raporu şöyle sonlandırdı:

“AKP iktidarını bir kez daha uyarıyoruz: Ülkemizdeki mülteciler sizin tebaanız ve kirli pazarlık aracınız değil, evrensel insan haklarıyla donatılmış öznelerdir. Savaş ve diğer zorlayıcı nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan başta Suriyeliler olmak üzere bütün mülteciler, ülkemizdeki mülteci sorununun kaynağı değil mağdurlarıdırlar. Türkiye’nin eşitlikçi, insan odaklı ve sosyal adaleti önceleyen bir mülteci politikasına acil olarak ihtiyacı vardır. Ülkemizdeki Suriyelilere mülteci statüsü bir an önce verilmeli, halkları karşı karşıya getirebilecek ayrımcı politikalardan vazgeçilmeli, önyargıları ve şiddeti derinleştirmekten başka işe yaramayan nefret söylemleriyle mücadele edilmelidir.”