Gökkuşağı Forumu

Taşrada aşk üzerine bir film

Pazartesi, 7 Ağustos 2017

Yalnızlığın, açılmanın, ergenliğin ve ailelerin tutumlarını çok çok iyi temsil etmiş “Sev Beni”.

Yalnızlığın içerisinde buluyoruz kendimizi... Sevginin, sevilmenin en güzelini yaşayacağız belki de… Bazılarımız bunun farkındayız bazılarımız değil işte. “Show Me Love/“Fucking Amal”, Türkçesi ile “Sev Beni” filmin ismi… Evet, “Sev Beni”… İzleyenlerin çok olduğunu düşünmüyorum. O kadar fazla yeni LGBTİ+ filmler yapılmışken bu filme sıra gelmemiş olabilir. Ben de öylesine bir bakayım derken tutuldum kaldım.

Çok etkiledi beni çünkü taşrada yaşayan ana kahramanlarımızın psikolojik halleri, sosyal yaşamları ve kendilerini keşfetmelerini ele alıyor. Geçtiğimiz yıl Giresun’da yaşamanın yalnızlığı ile (son aylarını es geçiyorum) filmin ana kahramanları ile bir bağ kurdum sanırım. Bu sefer biraz taşrada yaşamanın zorluklarından bahsetmek istiyorum, sonra film ile bağlantısını kurabilirim. Gittiğimde kimseyle arkadaş olacağımı düşünemezken farklı insanların ve farklı kültürlerin bir araya geldiği bir sınıfın içerisine düştüm. Sanırım telefon flörtleşmeleri hariç birkaç oğlanla görüştüm. Ancak yanımda hissetmek istediğim, “benim gibi” diyeceğim kimseyle yan yana gelemedim. Homofobinin ve ayrımcılığın tavan yaptığı bir yer olarak yaklaşmayı istediğim bütün kadınlardan korkar oldum. Hatta yurt arkadaşıma açıldığımda üç gün bana dokunmayarak onu taciz edecekmişim gibi hissettirdi. Çok üzüldüğümü söyleyebilirim çünkü Ankara’dan gitmiştim ve homofobik olduğunu fiziksel olarak hissettiğim arkadaşım hiç olmamıştı. “Dokunmamak nedir arkadaş, solcu olacaksın bir de” diyeceğim… Sonuç olarak taşrada kimseyi bulamıyorsun, yalnızsın, kaçmak zorundasın ama bu yalnızlık bazen öyle güzel olur ki kavuştuğun kişilere sıkıca sarılırsın. İki gey arkadaşım ve ben güzel üçlü olduk diyeceğim… Gün gelir birini seversin, kavuşamayacak olsan da… Giresun’un en güzelleri çıktı karşıma, taşrada yaşanan zorlukların yanı sıra kazandırdığı güzel sevgiler diyeceğim. Buradan da o kadına bir selam çakarak filmime geçiyorum… Geçen yalnızlığımın bir senesini hatırlatan “Sev Beni” filmi içerisinde bulacağımız aşklarımıza çiçekler, çocukluğumuza…

“Bırakın biz sevişmeye gidiyoruz”

Elin, bağırıyordu mutluluktan gözleri ışıldarken… Film on altı yaşında olan iki genç kızın kendilerini keşfetme süreçlerini ve yaşamlarının zorluklarını ele alıyor. İki güzel genç kadın birisi esmer bir diğeri sarışın... Birisi çok yalnız diğeri çok sosyal… Yalnız olan karakterimiz Agnes, diğeri Elin... Lezbiyen bir özlem ve kavuşma diyerek sonunu da söyleyeyim. 1999 yılında Lukas Moddysson tarafından yönetmenliği yapılan film Danimarka/İsveç yapımı. Alexandra Dahlstrom ve Rebecca Liljeberg başrol oyuncusu kızlar. Agnes ve Elin, İsveç’te Amal isimli küçük kasabada yaşarlar. Agnes kendisini daha önceden keşfetmiş ancak bu keşfetmenin verdiği huzursuzluk ile içine kapanarak agresifleşmiştir. Gizlice Elin’den hoşlanır ve bu zamanla aşka dönüşür. Her şey on altıncı yaş günü partisi ile patlak vermiş ve açılmak zorunda kalmıştır. Lezbiyenliğin ve arkadaşlığın temel konu olduğu filmde ilk önce taşrada yaşanan yalnızlığın içine kapanmayı doğrudan getirdiğini görüyoruz. Ardından burada bulunan ve kazanılan ilişkinin yaratmış olduğu mutluluğu… Eski bir yapım ve çekimin çok iyi olmamasına rağmen kamera görüntüleri kaydırmalar ve kamera sallamaları ile gerçeklik yaratılmaya çalışılmış. Filmin geçmiş olduğu mekânlar sınırlı sayıda; kızların evleri, parti mekânı, sokak ve okul… Ancak temel mekân okul ve ev. Küçük bir bölge olmasından kaynaklı herkes birbirini tanır ve yaşamlar iç içedir. Ergenliğin vermiş olduğu hırçınlık ile homofobi birleşerek, Agnes açılmasından sonra iyice dışlanır. Okul arkadaşları tarafından sözlü tacize uğrar.

Doğum günü partisinden sonra öpüşürler Elin ile… Öpüşmek güzeldir, keşfetmenin yarısıdır diyebilirim. Bu öpüşme bir doruk noktası, Elin kendini keşfeder ve Agnes’i aklından çıkaramaz. Evet, arkadaşlar film burada kopuşu yaşıyor… Çılgınca geçen partiler sonrası Elin âşık olur. Kabul edemediği eşcinselliği omuzlarına yük olmaya başladığı anda açılır. Okul tuvaletine konuşmak için girdiklerinde arkadaşları kapıyı açması için etrafı sarar. Bunun üzerine el ele çıkarlar. Toplumsal normların egemen olduğu taşrada bunu yıkan ilk çifttir, genç kızlar. Film için konuyu anlatmış olsam da daha fazla spoiler vermeden kendimi tutuyorum. Yalnızlığı, açılmayı, ergenliği ve ailelerin tutumlarını çok çok iyi temsil etmiş “Sev Beni” filmini izlemenizi tavsiye ederim. Özellikle genç arkadaşlarımızın… Ve özellikle taşrada yaşayan arkadaşlarımızın. Yalnız değiliz derken yalnızlığımız içerisinde çürümeyelim diyorum. Çıkın ve âşık olun… Agnes bunu yaptı.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.