Gökkuşağı Forumu

Fail bir kadınsa...

Perşembe, 31 Ağustos 2017

Daha birkaç gün önce tüm Türkiye aynı olay ile sarsıldı. Filiz Aker, önce Vatan Şaşmaz’ı öldürmüş hemen sonrasında ise kendisini öldürmüştü. Ben de herkes gibi duyduğum ilk anda epey şaşırarak ve üzülerek tepki gösterdim. Televizyondan ve sosyal medyadan haberleri takip ederken bir yandan yavaş yavaş ilk şoku üstümden atmış, bir yandan ise hafızamı tazelemeye başlamıştım.

Biliyorsunuz Türkiye cinayet haberleri açısından bolluğa sahip bir ülke. Maktüller ise tahmin edebileceğiniz üzere genellikle kadın. Kadınların mücadelesi sayesinde feminizm artık anaakım medyaya göz kırpmış durumda. Şimdilerde herkes kendince biraz “feminist.” 

Bir kadını zorla evine bırakmayı, sadece onların binmesi için pembe otobüsler yapmayı, tecavüz edilen ya da öldürülen bir kadının haberini gördüğümüzde “pipisini kesip ağzına vermek”ten başlayıp “ona da tecavüz edelim”e uzanan bir repertuarda tavsiyeler vermeyi kısacası ‘’eril koruyuculuğu’’ kadın haklarını savunmak zannediyoruz. Üstelik böylelerine laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zor. İşte Vatan Şaşmaz cinayeti ve ardından gelen intihar bir toplumun kadın düşmanlığına turnusol kâğıdı olabilecek hassaslıktadır; üzerine düşmek, konuşmak gerekir.

Cinayet duyulduktan sonra nedense adeta bir Vatan Şaşmaz’ı övme, Filiz Aker’i ise aşağılama yarışı başladı. Sanki sadece üzülmek, kahrolmak içimizi yeterince tatmin etmeyecekti. Şizofren dendi, takıntılı dendi, mankenmiş, yaşlıymış dendi. Diğer tarafta ise bir zamanlar Türk gençliğinin örnek alacağı insan ödülünü almış, ailemizin sunucusu, evli bir erkek var. Yani, Vatan Şaşmaz’ın o otelde Filiz Aker’le aynı odada olma sebebi aşkı ya da cinsel bir ilişki olsa sanki bütün ataerkil düzenleri başlarına yıkılacak, düzenlerini ayakta tutmak için söyledikleri yalanlar bir bir ifşa olacak hatta neredeyse Vatan Şaşmaz’a şu an üzüldükleri kadar üzülemeyecekler. Hikâyeden takıntılı, şizofren bir kadın ve “yok canım, o çok ahlaklıdır” denilen bir adam çıktı.

Hafızam bana Defne Joy Foster’ın ölümünü anımsattı tüm bu haberleri izlerken. O dönem çok etkilendiğim bir haberdi. Ölmüş olmasına üzülmem bir yana kendisi hakkında yapılan yorumlar daha çok yıkmıştı beni. Kerem Altan’ın evinde ölmüştü Defne Joy Foster ve Kerem Altan’ın bu ölümdeki payı asla tüm ayrıntılarıyla açıklanmadı. Bir yandan Kerem Altan’ın bu ölümle ile yıkıldığı, tüm yakınlarının onu hayata bağlamak için çaba harcadığı yazılırken; bir yandan da kamera kayıtlarında Defne öldükten sonraki evden büyük bir sakinlik ile çıkan Kerem Altan’ı izliyorduk. Öbür tarafta da Kerem Altan için “çapkın genç” profili çizen Hıncal Uluç, Defne için ise “su testisi suyolunda kırılır” diyecekti. Üstelik bu görüşe katılanların sayısı azımsanacak kadar değildi. Aydınlatılmayan bu ölüm kamuoyu desteğini bir türlü arkasında tam anlamıyla hissedemedi.

İşte Vatan Şaşmaz’ın ölümüne, onu öldüren kadını, Havva’dan beri süregelen hasta/şeytan kadın mitine tıkmadan, yaşlıymış, zaten mankenmiş demeden üzülmeyi; Defne Joy Foster’ın ölümünün ise saat kaçta, hangi evde, hangi koşullarda olduğunu sorgulamadan araştırılmasını istemeyi başardığımız gün samimiyet testini geçmiş olacağız. Testi geçemeyen kadın düşmanı bir toplumda, kadının fail olmasını anlamlı bulmak, kadınları her halükarda şeytanlaştırmanın iki yüzlülüğünü ifşa eden ufak bir tepki olarak kalıyor.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.