İnsan Hakları

İnsan hakları savunucularına tanıklığım kendime tanıklığımdır!

Pazartesi, 4 Eylül 2017
Haber: Kaos GL

Umut Güner yazdı: Günal’a, Özlem’e, Taner’e İdil’e tanıklığım, kendime tanıklığımdır! 2000’lerin başından beri içinde olduğum insan hakları hareketine tanıklığımdır!

Kaos GL Derneği’nden Umut Güner, Uluslararası Af Örgütü’nde “örgütlenme macerasını” ve tutuklu insan hakları savunucularını yazdı:

Günal’a, Özlem’e, Taner’e ve İdil’e de tanığım! Bizler insan hakları savunucuyuz!

Af Örgütü Türkiye örgütlenme çalışmaları kapsamında Kaos GL’yi toplantılarına davet ettiğinde biraz bıkkınlıkla biraz da gündemimizden bu madde de eksilsin diye gitmeyi kabul etmiştim. Af Örgütü ile örgütlenmemin kısacık hikayesi buydu. Gittiğimde, Ankara Grubu ile tanıştım. Günal Kurşun, o zamanlar Uluslararası Ceza Mahkemesi Gönüllü Koordinatörü idi. Af Örgütü Ankara Grubu’ndan lacivert giyen erkekler (çoğu avukat ve hep takım elbiseliler idi) beni toplantıya davet ettikleri için, doğrudan bir homofobi ile karşı karşıya kalacağımı hiç düşünmeden toplantılara gidip gelmeye başladım. Ben geldiğim için gelmeyen bir milletvekili oğlunun gelmemesinden rahatsız olan Ankara Grubu bu konuyu “benimle konuşmaya” karar verdiklerinde ya da bu toplantıda konuyu kendiliğinden açtıklarında sanırım Günal karşımda oturuyordu. Ve sorunun muhatabının ben olmadığımı kendiliğinden anlamış ve sormuştu: Bundan Umut’a ne?

Sorunun sorulmasına engel olamadığın için mi bu kadar hararetle konuya dahil olmuştu yoksa aylardır davet ettikleri Kaos GL’den birini zar zor bulmuşken kaybetmek istemiyordu o zaman tam olarak karar veremedim. Ama zamanla Günal’ı tanıdıktan sonra söz konusu insan hakları olduğunda Günal’ın hep aceleci ama ilkelerden hiçbir zaman taviz vermediğine ikna oldum. Zamanla Günal enerjisini daha çok İnsan Hakları Gündemi Derneği’ne yöneltti. Yollarımız yeniden kesişti sonra ayrıldı. O ayrılma sürecinde yüz yüze konuşacağımız bir mesele baki duruyor. Günal ile yollarımız yeniden farklı insan hakları ağlarında yeniden yeniden keşişti ve bu kesişme yollarında her daim Günal’ın insan haklarından ödün vermeden tartışmaları göğüsleyeceğinden emindim. Günal’a tanığım!

Özlem Dalkıran insan hakları savunucudur!

“Abi bu kadar olmaz”, “abi git işine”! Evet mesele insan hakları olduğunda her daim rest çekebilen bir insan hakları savunucu Özlem Dalkıran. Hiçbir zaman “arkada ne hesabı var” demeden, samimiyetine güvendiğim biri. Kendisiyle sanırım ilk kez 2002 yılında Helskinki Yurttaşlar Derneği (Yurttaşlık Derneği) kampanya ve savunuculuk eğitiminde tanıştık. LGBTİ mücadelesinin insan hakları mücadelesinin içinden verilmesi gerektiğini söyleyen Özlem kendi pratiğinde de bunu hep görünür kıldı. Af Örgütü Ankara Grubu’nda yaşadığım “sıkıntılı sürecin” benim Af örgütü üyeliğimi etkilememesi için İstanbul Grubu içinde bir homofobi atölyesi düzenleyip beni ve Ali’yi davet etmişlerdi. Davet sırasında da Af Örgütü’nün yayınladığı ve Özlem’in Türkçeleşmesine katkı sağladı Af Örgütü LGBTİ konulu açıklamalarının olduğu bültenleri kişisel arşivim için benimle paylaşmıştı. Zaman içerisinde ben kendimi Af Örgütü içinde Günal gibi Özlem gibi insanların emekleriyle daha fazla var edebildim. Ama Özlem’in Af Örgütü ile yolları biraz biraz ayrıldı. Yıllar sonra Hrant Dink Ödülü Kaos GL’ye verildiğinde ödül töreni öncesinde bizimle ilgilenecek kişinin Özlem olduğunu duyduğumda çok mutlu oldum. Yollarımız yeniden keşişti. Özlem’e de tanığım, Özlem bir insan hakları savunucusudur ve yıllarca sadece Türkiye’de değil tüm dünyada insan hakları için mücadele etmiştir!

Taner’e de tanığım!

Taner ile ilk kez, 2003 yılında Af Örgütü Genel Kurulu’nda tanıştım. Genel Kurul sonrasında hep birlikte bir yerlere eğlenmeye gittik. Gittiğimiz mekan içkili bir mekandı ve “Taner bunu sorun eder mi” diye birileri konuşuyordu. Taner sorun etmedi. Kişisel olarak Müslüman insan hakları savunucularına yönelik bütün önyargılarımla yüzleşmemi sağlayan biri oldu.

Af Örgütü Mülteci Koordinatörü iken karşılaştıkları LGBTİ mültecileri bize yönlendirerek, bizi LGBTİ mültecilere yönlendirerek aslında bizim bu alana girmemize de önemli bir katkısı olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Yıllar sonra mültecilik alanında kurdukları bir dernek ile yollarımız yeniden keşişti ve yeniden birlikte çalışma imkanı buldum. Taner gerçekten bir insan hakları savunucudur ve Türkiye’de mültecilik alanının gelişmesine çok önemli katkıları olmuştur. Bunu kimse inkar edemez!  

İdil Eser insan hakları savunucudur! İdil’in de tanığıyım!

İdil ile Helsinki Yurttaşlar Derneği üzerinden yıllar önce tanıştım ancak yollarımız bir şekilde yeniden Af Örgütü üzerinden kesişti. Af Örgütü zor bir dönemden geçerken Genel Müdür olmayı kabul edip Türkiye insan hakları hareketinin önemli bir parçası olan Af Örgütü’nün yükünü omuzlayarak hepimize destek verdi.

2010-2015 yılları arasında Af Örgütü’nde yönetim kurulu üyesiydim. Sonrasında ise Genel Kurul Hazırlık Komitesi üyesi olarak görev yapıyorum. Geçen sene genel üye toplantısında kendisiyle yeniden tanışma ve uzun uzun sohbet etme imkanım oldu. İdil insan hakları savunucusudur ve hayatı boyunca insan hakları için mücadele etti. Hepimiz tanığız!

Günal’a, Özlem’e, Taner’e İdil’e tanıklığım, kendime tanıklığımdır! 2000’lerin başından beri içinde olduğum insan hakları hareketine tanıklığımdır! Uluslararası Af Örgütü’ne tanıklığımdır!