Gökkuşağı Forumu

Bir bedenin binlere kalmış acısı

Cuma, 22 Eylül 2017

"Benden az yaşadı Hande, senden de. Her gün geçtikçe de cebren ortaya çıkarılmış bu fark artacak ve onun az yaşadığı her bir gün için hepimiz adına utanacağım ben."

İlkel vahşetin büyük örneklerinden biri olan tecavüzün ne kadar iğrenç bir şey olduğunu belirtmek için insanın nefret kanallarının da açılması lazım sanırım. Temel ihtiyaç olarak lanse edilen seksi başka biri üzerinden rıza olmadan karşılama deneyimi, insanın gözü karardığı zaman hadsizliğinin nerelere ulaşabileceğini gösteriyor. Zararlı bir hayvan insan, umarım doğa öcünü alır. Tecavüze uğramadım hiç, tam olarak ne olduğunu bilemiyorum. Empatiye pek inanmam, tecavüze uğrayan kişinin o anki hislerini düşünerek elde etmem imkânsız. Tasvirler yaban ve dilimizle sınırlı. Deprem sadece bir yer sarsıntısı değildir, yaşamayana anlatamazsın düşüncesindeyim. Acaba beynin hiç bilmediğimiz nereleri o an devreye giriyor, nasıl acılar var ki hiç bilmediğimiz, hasarı ve etkisi nedir, toparlaması mümkün bir travma mıdır ve daha nice sorular ise kısmen yanıtlı çoğu yanıtsız, geliyor akla ister istemez. Daha nicesi gibi Hande’ye de tecavüz ettiler.

Ölüm gayet normal ve pek bilinen söz üzere her canlının ölümü tadacağı da realite. Hayati fonksiyonlarımızı bir şekilde kaybedeceğiz, belki vücut artık yeter diyecek belki biz kendimiz durduracağız inmek istediğimiz zaman bu balondan. Hayat benim değil mi, istediğim yerde sonlandırabilirim de kime ne? Benden başka birinin benim yaşam hakkıma müdahale etme düşüncesi sapıklıktır ve düşünün ki kısasta bile öldürme tartışmalıdır. Nasıl bir egonun sonucu insanlar bu hakkı kendinde görebiliyor acaba? Biri geliyor ve artık sen nefes alamazsın diyor, buna ben karar verdim diyor. Onun gibi düşünmüyorum diye, onun gibi yaşamıyorum diye, onun doğruları ile benim doğrularım paralel değil diye. Onun doğrularına aykırıyım diye ölmem gerektiğini düşünebilmesi, bunu istemesi acaba herhangi bir açıdan bakınca kabul edilebilir olur mu?

Öldürme yöntemlerinde ise caniliğin katsayısı değişiyor sadece, hepsi ayrı ayrı acıtan eylemler.  Yakmak var mesela, hem bedeni hem ruhu alevlere vermek. Oysa ateşin kızılı sadece saç rengi olarak yakışmalıydı insana, düşüp de yaktığı yer yürek olmalıydı beden değil. Yanan bir insanın nasıl acılar çektiğini tahmin etmeniz imkânsız. Sigara yanığınız vardır belki, çocukken naylon yakmış da olabilirsiniz, diğer ihtimaller düşük. O küçük ve anlık yanmaların, o bir haftada iyileşen yanıkların bile canınızı ne kadar yaktığını düşünün, ki daha neler neler var. Bedeninizin dıştan içe eritilmeye çalışılması, etlerinizin dökülmesine bile fırsat vermeme girişimi. Geride kapkara bir hiç bırakma isteği. Hiç mi sanırlar onu gerçekten? Annesi için bir hiç mi olacaktı yine? Hande’yi de öldürdüler, yakarak.

Bu olaylar yaşanmasaydı muhtemelen milyonlarca insan gibi Hande de benim için sıradan bir insan olacaktı, tanımayacaktım, bilmeyecektim bile. İstanbul’da trans seks işçisi mi yok, onlardan birisi olarak belki bir gün sokakta yürürken yanından geçecektim en çok. Trans olmanın zorlukları konulu iç muhakememi yaptıktan birkaç dakika sonra yüzünü dahi unutacaktım zaten. Rüyamda gördüm bugün onu. Osmanbey’de konuşmadan yürüyorduk bir gece vakti, yüz ifadesi ekranlardan hatırladığımız gibi. “Zor be Mesut, zor” dedi sadece ve binip taksiye kayboldu ufku kızıl karanlıkta. Gerçek hikâyesine çok benzer, zihin laf dinlemiyor demek. İbrahim’in ateşini suya, odunlarını balığa çeviren kudret o gün neredeydin?

Benden az yaşadı Hande, senden de. Her gün geçtikçe de cebren ortaya çıkarılmış bu fark artacak ve onun az yaşadığı her bir gün için hepimiz adına utanacağım ben. Aklıma her gelişinde içim acıyacak hem onun yitişine hem insanların vicdanlarının umarsız tükenişine. Bu sefer yanan benim yüreğim olacak, Hande’nin bedeni değil. İnsanlığımızı kaybederken yerine zerre sektirmeden kötülük edinmemizin sebebini bulsalar da asıl o sebebi sonsuzluğa gönderebilsek keşke.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.