Gökkuşağı Forumu

Beyin kaprisi

Perşembe, 5 Ekim 2017

“Yalan odam, cam duvarlarla örgülü herkes biliyor aslında kim olduğumu...”

Küsmüştüm…
Ağlayarak gerçeğin yüzeye çıkmasını bekleyemeyecek kadar yalana âşık biriyim. Zamanı azarlayıp, cebimden iki duygusal beden çıkaracak kadar yanılgılar alışkın bana! Ruhlarına nefes üfleyip kırık kalemlerimin mavisini kadına, pembesini adama verip birbirlerini boyatıyorum.
Yalan odam, cam duvarlarla örgülü herkes biliyor aslında kim olduğumu... Kişilik kovalamalarına yardımcı oluyorum. Kimse de o kadar hissetmiyor zaten! Koltuklarım da yenmiş tırnaklarım dolabımda saçlarının küt kokusu var…
Sus benimle... Annemin dudaklarından korkuyla dökülmeden, annenin dudaklarından nefretle dökülmeye dayanmak zorunda bırakmadan sus benimle!!
Başka sesler üzerinde sana ait kelimelerden cümle duymak sana olan ihtiyacımı körüklese de sıfatlandırdığım ben olmadan da olan bedenine ihtiyacım yok! Kalbimin üzerindeki parmak izlerin dokunmadan yerleşti oraya...

 Mesela; meselem mesafem olmamıştır benim. Ayaklarım elleri olmuşken kopardığım kimsem yok.
Bir isimden önce ruhla tanışmanın hazzını alan sonrasında duvarları yıkarak ilerleye biri olarak ruhuma esen rüzgârın şiddetini önemsemiyorum…
Güneş renginin siyahıma karışarak fonda fısıldaşan aşkların renk adayları arasına girmesine karşı olsam da adaylıktan çıkarmadım kimseyi…

Eser: Ana Yael


Gece kısık bir ıslık ağaç gövdelerini ıslatarak ilerleyen yağmuru durdururken bedenimde üşüyen ruhunu sarıyordum…
Bileğine sekiz on defa dolanmış siyah ipin özgürlüğe kavuşmalarını dudaklarının ıslaklığına bıraktığım göğüs uçlarımın irileşmesinde hissetmiştim!
Avaz avaz şehri sesimizde boğarken, beden kıskançlığında koşar adımlarla ezdiğimiz asfalt dünyaları, şehrin sesinde boğulduğumuz o günleri hatırladım...
Gözyaşlarım… Bir kez daha sarsılarak sarıldı sana!
Topraklar büyüyor diz üstü döl kokularını aldığımız şehir anlık kalkışlarıyla tazeliyor kendini. Seni düşürerek… Kürtaja gerek kalmadı gülümse. Alt dudağımın diş sızısı üst dudağımda bıraktığın sakal sürtünmesi kadar hafif artık… 
Bekletilen aşkın beklenen huzurla alakası olduğunu fark edemeyecek kadar iri benliklerle beraberiz! 
Dudağından öptüğün herifin aylar sonra ''nasıl'' diyerek bitiremediğim cümlem sadece ve sadece ''iyi gidiyor'' diye cevap verdiğinde ters gidenin aksi gelecekle alakası olduğunu sanıyordum. Bedeninin kokusunu alarak ''sadece iyi'' dediğinde hala beni beklediğini anlamıştım! Kapıyı açtığımda ampulün parçalarıyla karşılaşmasaydım. Pembe rengini siyahıma dâhil etmezdim… 

Bilinmesi gerekmeyen adını cümlelerim arasında gezdiriyorum..

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.