İnsan Hakları / Nefret Suçları

Wisam Sankari’nin katiline ‘haksız tahrik’ indirimi!

Perşembe, 5 Ekim 2017

Mahkeme, Wisam Sankari’nin katiline ‘haksız tahrik’ ve ‘iyi hal’ indirimi uyguladı, 15 yıl hapis cezası verdi. Kararı değerlendiren Av. Fırat Söyle, “Bu karar sanık için ödül” dedi.

Geçtiğimiz yıl İstanbul’da öldürülen Suriyeli eşcinsel mülteci Wisam Sankari davasında mahkeme kararını verdi.

Davanın son duruşması 28 Eylül’de 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. KaosGL.org’un haberleştirerek açığa çıkardığı cinayetin geçtiğimiz yıl yakalanan sanığı B.A. hakkında mahkeme ‘haksız tahrik’ ve ‘iyi hal indirimi’ uygulanmasına karar verdi.

Hem haksız tahrik hem iyi hal!

Mahkeme, B.A. her ne kadar ‘canavarca hisle ve eziyet ederek öldürme’ suçundan yargılansa da kararını ‘kasten öldürme’ suçundan verdi. B.A.’nın müebbet hapis cezası almasına hükmetti.

Müebbet hapisle yargılanan katil B.A.’nın cezası öldürülen Sankari ile B.A. arasında ‘kavga sırasında suçun gerçekleştiği, ilk haksız hareketin dosya kapsamında kim tarafından geldiği belirlenemediği’ savıyla 18 yıla düşürüldü.

Haksız tahrik indirimin yanı sıra mahkeme heyeti ‘sanığın duruşmadaki iyi hali ve tavrı lehine’ takdir indirimi de yaptı. Böylece katil B.A.’nın cezası 15 yıla düştü.

Mahkemenin gerekçeli kararı ise henüz açıklanmadı.

“İddianame savcısının bütün emeklerini boşa çıkardılar”

Karara ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Av. Fırat Söyle, iddianame savcısının yoğun emekle hazırladığı iddianamenin tam tersi bir dava süreci yaşandığını vurgulayarak şöyle devam etti:

“İddianamede aslında yoğun bir emek sonucu ‘canavarca hisle ve eziyet ederek öldürme’, ‘beden bakımından kendini savunamayacak birini öldürme’ ve ‘kasten öldürme’ suçlarından yargılanması talep ediliyordu. Ancak iddianame savcısının bütün bu emeklerini boşa çıkartan bir yargılama süreci işledi. Dava sürecini incelediğimizde dava savcısının ‘Su testisi su yolunda kırılır, ölen öldü zaten, ortada bir suç var ama o kadar da ağır bir şey değil’ zihniyetiyle ilerlediğini görüyoruz. İddianame savcısı ile dava savcısının fikirleri tamamen farklı. Oysaki hazırlanan iddianame aslında gerek trans cinayetlerinde gerek eşcinsel cinayetlerinde görmediğimiz titizlikte bir iddianameydi.”

“Haksiz tahrik uygulanması kabul edilemez!”

Söyle mahkeme heyetinin hükmünü oluştururken sadece ‘kasten öldürme’ suçunu esas almasını da eleştirdi:

“Adli Tıp raporunun da ortaya koyduğu üzere 39 yerden yaralıyor ve bunların 16’sı öldürücü nitelikte. Buna rağmen sadece ‘kasten öldürme’den karar veriliyor. Bu durumun açıklaması mahkemenin, ‘Olayın gidişatında çok da haksız bir şey yok. Zaten kavga etmişler. Karşılıklı sataşma söz konusu’ diye düşündüğünü ortaya koyuyor. Bundan dolayı da tamamen haksız bir şekilde ‘haksız tahrik indirimi’ uygulanıyor. Yine mahkeme kararında ‘tahriğin ilk kimden geldiği belli değil’ diyor. Bu durum kabul edilemez. Kuytu bir yere götürüp, 39 bıçak darbesi yetmedi taş ile öldürmek ve ardından kanın toplanması için çukur kazmak söz konusu iken haksız tahrik uygulanamaz.

“Aynı şekilde sanığın eski sevgilisinin tanıklığında belirttikleri, katilin kendisine de sürekli şiddet uyguladığını söylemesi hiçbir şekilde dikkate alınmadı. Mahkeme heyeti ve Savcı; katilin sırf haksız tahrik indiriminden faydalanmak için bahaneler yaratmış olabileceğini, maktulün kendisine “HIV+ olduğunu söylediğini” iddia etmesinin haksız tahrik indirimi alabilmek için olabileceğini bilerek ve isteyerek görmezden geldi.”

“Mahkeme HIV konusunda cahil”

Söyle, sanığın “Wisam bana HIV+ olduğunu söyledi, sinirlendim” şeklindeki ifadelerinin de haksız tahrik indirimine gerekçe oluşturmayacağını vurgulayarak, “Mahkeme heyetinin ve yine Savcı’nın HIV konusundaki cehaleti ortada. Bu iddiayı soruşturmak için sanıktan kan alınması ve negatif çıkmasının yanı sıra en azından bir adli tıp hekiminden HIV’e ilişkin bilgi de alınabilirdi” dedi.

“Verilen karar sanık için ödül”

Savcının ve mahkeme heyetinin “bu kadar gevşek bir karar” vermiş olmasında Sankari’nin ailesi ve hem LGBTİ hem de genel kamuoyunun davayı takip etmemiş olmasıyla alakalı olduğunu belirten Söyle, “Maalesef Sankari çok feci şekilde öldürülmüş olmasına rağmen verilen karar sanık açısından bir ödül. Bu karar 7-8 yıllık bir süre sonra tahliye olacağı anlamına geliyor. Dosya verilen cezadan dolayı Yargıtay’a gidecektir. Umarım ki Yargıtay üyelerinden biri daha duyarlı olur ve bu karar bozulur” şeklinde konuştu.

Ne olmuştu?

Suriyeli eşcinsel mülteci Muhammed Wisam Sankari, 23 Temmuz 2016 gecesi Aksaray’daki evinden çıkmış, 25 Temmuz’da İstanbul Yenikapı’da ölü bulunmuştu. Kafası kesilen ve bedeni tanınmaz hale gelen Wisam daha önce de tehdit edilmiş, kalabalık bir erkek grubu tarafından kaçırılmış ve tecavüze uğramıştı.

Cinayetin haberi için tıklayınız.

Dava nasıl ilerledi?

Avukat Fırat Söyle, cinayetin ardından yargı sürecine dair KaosGL.org’a bilgi verdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Cinayet Bürosu’nun olayı araştırmaya başladığını belirten Söyle, sanık B.A.’nın Bursa’ya kaçtığını ve Bursa'da kaldığı yerde olaydan çok kısa bir süre sonra 22 Ağustos 2016’da yakalandığını belirtti.

B.A. yakalanmasının üzerine İstanbul'a getirildi ve çıkarıldığı sorgu hakimliğince tutuklandı. 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen cinayet dosyasında B.A., “canavarca hisle ve eziyet ederek öldürme” suçundan “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” istemiyle yargılandı.

İddianamede yer alan olay yeri inceleme ve Adlî Tıp Kurumu raporları Sankari’nin çok sayıda delici/kesici aletle öldürüldüğünü, içi kan dolu küçük bir çukura gömülmeye çalışıldığını belirtiyordu.

Katilin eski sevgilisi: Beni de tehdit ediyor, dövüyordu

Soruşturma aşamasında sanık B.A.’nın eski sevgilisi, A.K. da dinlendi. A.K., “Sevgili idik, ilişkiye girmiyorum diye sürekli dövüyordu” dedi.

Sanık B.A., 24 Kasım 2016’da görülen ilk duruşmada, “Facebook üzerinden tanıştım, kendisi ile Taksim'de iki kere görüştük. İkinci görüşmede seks yapmak istediğini söyledi. Teklifi kabul ettim. Taksimde otelde ilişkiye girdik. İkimiz içkili idik. Bizim ilişkimizden bir ay sonra onun arkadaşı beni aradı, maktulün AIDS olduğunu söyledi” diye iddia etti.

Cinayeti işlediğini kabul eden B.A., “Gerçekten AİDS misin diye sordum. ‘Evet ben AİDS’im dedi. O böyle konuşmaya başlayınca benim sinirlerim bozuldu” diyerek Sankari’yi kafasını taşla ezerek öldürdüğünü kabul etti. B.A., kafasını taşla ezdikten sonra Sankari’yi birçok yerinden bıçakladığını öne sürdü.

Sanık B.A., cinayetin bahanesi olarak “AIDS’im dedi” iddiasını öne sürerken, B.A.’nın eski sevgilisi A.K., “Benim eski sevgilim olurdu. 1 aylık ilişkimiz oldu. Sadece seviştim ancak ilişkiye girmedim. O da beni ilişkiye girmediğim için çok dövüyordu. Beni bıçakla tehdit etmiştir. Korkulacak insandır. Beni zaman zaman tehdit ettiği olmuştur” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sanıktan alınan kan örneği ile yapılan HIV testinin ise negatif olduğu tespit edildi.

İlgili haberler:

İstanbul’da Suriyeli eşcinsel mülteci öldürüldü

Wisam Sankari’nin katili cinayeti itiraf etti!

Wisam Sankari davası ertelendi