Yaşam / Spor

“Futbol tarihinin yarısı henüz yazılmadı”

Cuma, 6 Ekim 2017

Cinsiyetçi ve homofobik futbolu topa tutan futbolculara, futbolun kendileri için ne anlam ifade ettiğini sorduk.  

Futbolda ayrımcılık karşıtı bir girişim olan Fare Network, bu yıl 5-19 Ekim tarihleri arasında futbolda yaşanan her türlü eşitsizliğe karşı farkındalık oluşturmak için #FootballPeople isimli bir kampanya düzenliyor.

Kampanya kapsamında Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, #FutboldaCinsiyetçiliğeSon sosyal medya eylemi yürütüyor ve futbolun cinsiyetçi heteronormatif yapısına karşı top koşturanların paylaşımlarını bekliyor.

Bu gelişmeler üzerine, cinsiyetçi ve homofobik futbolu topa tutan futbolculara, futbolun kendileri için ne anlam ifade ettiğini sorduk.  

Gizem: “Benim için futbol, ‘ötekini’ yenmek üzerine kurulmuyor”

Mersin takımı Muamma’dan Gizem kendisi için futbolun ne anlama geldiğini şöyle anlatıyor: “Futbol benim için mücadele alanı. Endüstriyel futbola, sahadaki ve tribünlerdeki heteronormatif, cinsiyetçi diline karşı verdiğimiz bir mücadele. Çünkü bizim maçlarımız, endüstriyel futboldaki gibi “ötekinin kaybetmesi” üzerine kurulmuyor. Futbol benim için karşı takımı yenmek değil, kendimi yeniden, bu dışlandığım alanda var edebilmek. Karşı takımı “ezmek” değil bir arada eğlenebilmek, iyi vakit geçirmek, spor yapmak.”

Nalan: “Karşı takımın golünü alkışlayabildiği, bir takımız”

Mersin takımı Muamma’dan Nalan futbolu şöyle yorumluyor: “Aslında bütün top oyunlarını çok severim. Takım ruhuna meyilli odluğum için ferdi sporlardansa futbol gibi takımla oynan sporu tercih ederim. Ayrıca patriarkanın en net üretildiği alan futbol ve bu alanda ezber bozmak istiyoruz. Endüstriyel futbolun hırsı, karşı takıma bilenmesi, pas vermek yerine bencilce oynaması… Bütün bunların dışında bir oyun çıkarıyoruz biz. Muamma sahada olduğu zaman saha ve tribün dışındakiler ‘ne yapıyor bunlar’ diye bakıyor. Çünkü karşı takım gol attığında da seviniyoruz, alkışlıyoruz. Gerçekten ezber bozuyoruz. Toptan korkan insanlarda gelsin, bir arada eğlenelim, spor yapalım istiyoruz. Bir de eski bir voleybolcuyum, takımda mutlu değilsen hiçbir anlamı yoktur sporun. Yani karşı yakımı 10-0 yenmişsin ama mutsuzsun; biz böyle olsun istemiyoruz. Birbirimizi motive ediyoruz, birlikte eğleniyoruz. Şunu da düşünmek lazım istediğimiz dünya bize hazır tepside sunulmayacak, futbolu cinsiyetçi ve homofobik haliyle istemiyoruz. O sebeple sahaya çıkıyoruz, mücadele ediyoruz.”

Hande: “Futbol oynamanın performatif bir yanı var”

Sportif Lezbon’dan Hande futbolu skor olarak görmediğini anlatıyor: “Lezbiyen olarak başladığım trans olarak devam ettiğim aktivizm hayatımda erkekliği kurcalamak ve rahatsız etmek en büyük hobilerimden biri oldu. Endüstriyel futbolu takip etmeyen, takım tutmayan biri olarak futbol gibi erkek egemen bir sporun içerisinde yer almayı futbolda herkese alan açmak açısından çok önemli buluyorum. Her spor gibi futbol da herkes için. Önemli olanın skor değil birlikte bir şeyler yapabilmek ve yaparken eğlenebilmek olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle bir trans olarak futbol oynamanın performatif bir yanı olduğunu hiçbir zaman unutmadan, eğlenerek sahada olmaya devam edeceğim.”

Selin: “Bizim olmayan bir alanda değiliz”

Selin “neden futbol” sorusunun kadınlara yöneltiğildiğine dikkat çekiyor: “Bir erkek ya da heteroseksüel bir erkeğe “neden futbol” diye sorulmaz çünkü "doğaldır" ortada ‘ilginç’ bir durum yoktur. Yani erkek yapması gerekeni yapıyordur! Ama kadınlar ve LGBTİ’ler söz konusu olduğunda futbol öyle algılanmıyor. Sanki bizim olmayan bir alandayız da, ‘burada ne yapıyorsunuz’ gibi bir algı var. Aslında futbol onların olduğu kadar bizim de. Fakat yasaklanmış, görünmez kılınmış vs. O sebeple futbol tarihinin yarısı henüz yazılmadı aslında.