İnsan Hakları / Eğitim

Lubunya öğretmen olmak 8: Kendi ütopyanı yaratmak

Çarşamba, 1 Kasım 2017

Lubunya öğretmen olmak dizimizin sekizinci yazısında Orhun Gündüz tüm güvencesizlik ve gerilimlere rağmen kendi ütopyanı yaratabilmeyi anlatıyor.

Lubunya öğretmen olmak yazı dizisi sizlerden gelen yoğun ilgi üzerine devam ediyor. Dizinin sekizinci yazısında Orhun Gündüz, öğretmenlik deneyimini, işyerindeki gerilimleri ve tüm bunlara rağmen sınıfta kendi ütopyanı yaratabilme imkanını anlatıyor:

Öğretmenliğin kendi alanım olmasa da çalıştığım yılları toplarsam 2.5 senemi harcadığım çoğu zaman çok severek bazen de şartlar gerektirdiği için yaptığım bir meslek olduğunu söyleyebilirim. Öğretim sürecinde benim için en zoru birebir ders anlatımlarından çok sınıfa ders anlatmak olmuştur. Bir gruba öğretmek herkes için zor olabilir ancak eğer eşcinselseniz, hayatınızın çoğu alanında açık kimlikliyseniz ve üstelik cinsiyet ifadeniz alışılmışın bir nebze dışındaysa üzerinizde daha ağır bir yük oluyor.

İstanbul’da bir yıl boyunca İngilizce öğretmeni, aynı zamanda eğitim danışmanı olarak çalıştığım özel bir kurumda açık kimlikli değildim. Hatta ilk zamanlar gayet asık suratlı, kısmen sert bir öğretmen davranışı sergiledim. Davranışlarımın aykırı bulunmaması için zorlama bir çabaydı bu sanırım. Zaten sonraki günlerde "Merhaba canlarım, nabersiniz?" türevinden derslere başlayınca öğrencilerim hiç sinirlenemediğimi söylemişlerdi. Sonraları da davranışlarıma ve düşüncelerime "ayar çekmeyi" bıraktım. Hiç değilse sınıf içinde… Bu öğrencilerimle samimiyetimden kaynaklanıyordu tabii.

Diğer çalışanlarla ve işverenimle aram kötü değildi ve iyi insanlardı ama mesafeyi hep korudum. Kimliğimin "belli olmamasına" imtina ettim çünkü okulun sahiplerinin milliyetçi bir grubun aktif üyelerinden olduğu belirtilmişti bana. İşin en tuhaf ve kısmen korkutucu tarafıysa okul sahibinin Onur yürüyüşünde LGBTİ+ları tehdit eden grupla ve malum kişilerle organik bir yakınlığının olmasıydı. Bu koşulda açılmayı bırakın onlarla iletişime geçerken ayrı bir gerilim yaşıyordum. Eğer kimliğim bir şekilde bilinseydi atılabilirdim bile, kim bilir... Kimliğimizden nefret eden kişilerle zaten hep iç içeyiz, ama iş hiyerarşisi ayrı bir boyut da ekliyormuş.

Bu gerilimler dışında sınıfta kendi ütopyalarımı da yaşıyordum. Dersin özünden kopmadan öğrencilerimle toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine muhabbetler ediyordum. Tartışmalarda sınıf kuralları içerisine cinsel yönelim ayrımcılığını da eklemiştik. Bir keresinde "asansörde öpüşen amcalar" videosunun gırgırı geçmişti; ama neden yanlış olduğundan bahsetmiştim mesela. Öğretmenliğim boyunca kendimi sosyal medyadan ekletmemiştim ama ilişiğim kesilince çoğu beni ekledi ve ben de kabul ettim. Haliyle LGBTİ+ aktivisti olduğumu da görmüş oldular. Homofobik tacizde bulunan bir öğrencim dışında şu ana kadar olumsuz bir tepkiyle karşılaşmadım.

Lubunya bir öğretmenseniz hem öğrencilerinize hem de işvereninize karşı daha güvencesiz bir konumda olabiliyorsunuz; üstelik otoritenizi bile sarsan bir etken olabiliyor bu durum. Bu güvencesizlik, davranışlarınıza ve ifadenize ket vurmanıza ve yorucu bir tedbirliliğe zorlayabilir sizi. Ne var ki, sınıf içinde kendi ütopyalarımızı yaratmak, yeni çıkış yolları bulmak imkansız değil. Bunu kendi kimliğimizin politikasından öte, öğretiminizi daha etkin kılmak için yapın. Çünkü siz öğretmen olarak ne kadar kendiniz gibi davranır ve rahat ederseniz o kadar da iyi öğretirsiniz.

Yazı dizisindeki diğer anlatılar:

Lubunya öğretmen olmak 1: Güvenli alanlar yaratabiliriz!

Lubunya öğretmen olmak 2: Alışın, gitmiyorum!

Lubunya öğretmen olmak 3: Anaokulu çalışanı oldum!

Lubunya öğretmen olmak 4: Öğretmenliği neden bıraktım?

Lubunya öğretmen olmak 5: Bir kefede açık yaşamak diğerinde kariyer

Lubunya öğretmen olmak 6: Kendin olamadığın her an…

Lubunya öğretmen olmak 7: Güvenli liman?