Kültür Sanat / Sahne

İstanbul'da drag queen'lerle çağdaş bir sahneleme...

14 Nisan 2009
Seyhan Arman kaosgl.org için excessinmoderation’un rejisörü, koreografı ve dansçısı Ufuk Şenel ile görüştü.

Böyle bir proje yapmaya nasıl karar verdiniz?

- Malzeme arayışındaydım doğrusu. Aklımda bir sürü imajlar vardı fakat sadeleştiremiyordum. Farklı kişilerle stüdyoya girip birbirinden farklı ve yeni şeyler buluyordum. Zamanla nasıl bir şey yapmak istediğime emin oldum ve istediğim şimdiye kadar yaptıklarımın en cesurunu bulmaktı.

Bu süreç nasıl gelişti?

- Yaralanarak… Sürecin en başından beri Meral vardı. Bu projeyi yapmaya karar vermeden önce birlikte çalışabileceğim birini arıyordum. Bana kendini açabilecek, hikâyesini çekinmeden anlatabilecek, samimi ve yeni birini. Sürekli görülen yüzlerden sıkıldığım için olsa gerek, Meral'in yüzü ve anatomisi beni çok cezbetti. Sahne üstündeki duruşu birçok yere temas edebiliyordu. Çalışmaya başladık ve ağır bir süreçte başlamış oldu. Provalar daha çok konuşarak geçiyordu. Felsefi anlamda üstünde durabileceğimiz sağlam bir zemin oluşturma çabası içindeydik. Tabi bunu yaparken hayatlarımızın en önemli an, olay ve hallerini de içine kattık. Ve 'excess in moderation' kelimesi karşımıza çıktı. Ben duyduğum anda çok etkilendim. Bu Benjamin'in bulduğu bir kelime oyunuydu ve bizim anlatmaya çalıştığımız bir sürü hal ve duruma karşılık geliyordu. Nihayetinde sürecin adı konmuştu.

Ne kadar süre çalıştınız?

- Doğrusu verdiğimiz aralarla ve değişen ekiplerle 2 yılı buldu. Aslında proje kendini oluşturdu da diyebiliriz. Çünkü her seferinde eksik gelen bir şey vardı ve çalışmalar kendiliğinden duruyordu. Bu noktada Handan'ın hep söylediği çok önemli bir şey vardı ki çok doğruydu ''- zaman tanı, bekle, bekledikçe daha iyi olacaktır''. Bende niyetimi yılmadan istedim ve oldu.

excessinmoderation'la ne anlatıyorsunuz?

- Temelinde aşırılık ve ölçülülük kavramlarını barındırıyor. Fakat değindiği bir sürü konu var. Cinsel kimlikler, bağımlılıklar, hızlı sosyal değişim, ilişkiler, yalnızlaşma/yabancılaşma, kültürel kodlar, realizm/sürrealizm vb..

Peki nasıl bir anlatım diline sahiptir?

- Plastik ve şiirsel bir dile sahip. Bedenler dahil olmak üzere birçok şeyi bir plastik sanat nesnesi gibi görüp onları şiirleştiriyor. Ve görsel olarak bunu masalsı bir estetiğe dönüştürüyor. Bunu yaparken de 'gerçekten' zaman zaman sıyrılıyor. Böylece gerçek ve gerçek olmayanla kurduğu organik ilişki net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Biraz karakterlerden bahsedebilir misiniz?

- Tabi, şöyle özetleyebilirim sanırım. Bu oyun aslında bir otoportre gibi düşünülebilir. Benim sürecimi anlatan bir yanı var. O yüzden karakterlerde benim hayatımda ilişkide olduğum gerçek ve gerçek olmayan kişiler. Kimisi rüyalarımda gördüğüm, kimisi yüksek ateşle hasta yatarken halüsinasyon gördüğümde karşılaştığım, kimisi Tarlabaşı’nda yan yana yürüdüğüm, kimisi mutfağımda kahvaltı ettiğim, kimisi sabahın 5'inde teretuvarların üstünde oturup gökdelenleri izlediğim, kimisi seviştiğim vb.. Her biriyle organik bir yaşanmışlık var zaten. Bazen kısa bir karşılaşma bazense yılları bulan. Bu birikimse; onların bu işte yerlerini ve episodlarını belirleyen şey oldu. Örneğin Kıpkırmızı giyinmiş bir drag queen'in Küçük İskender'den bir metin okuyor olması, maskulen bir drag queen'in elbise giyip İspanyolca bir şarkı söylüyor olması, bütün iş boyunca sadece İngilizce konuşan bir karakterin olması,topuklu tek bir ayakkabı ile dans etmeye çalışan bir dansçının olması, şnorkelle kitap okumaya çalışan bir kadının olması ve yüzünü saklayıp poposunu açan ve günlüğünü okuyan bir erkeğin olması tüm aşırılıklara/ölçülülüklere dair bir kod sunuyor.Tabi seyreden kişiye de kendine dair bir masal kurmasına izin veriyor.

Neden drag queen'ler ve çağdaş dansçılar?

- Çünkü cinsel tercihleri, rahatlıkları, cesurlukları ve yıllarca gece hayatının içinde olup bu dili en iyi konuşabilen kişiler oldukları için. Ayrıca görsel olarak zaten anlatmak/kurmak istediğim masalın bir parçası gibiydiler. Bu yüzden drag queen'lerle çalışmak çok doğruydu. Dansçılar ise zaten hamurumsu bir estetiğe kolay girip çıkabilen hazır bir malzemeydi.

Metinleri neye göre seçtiniz?

- Çok zamandır söylemek istediklerimi biriktirdim. Kitaplarda altını çizdiğim notları, ağlayarak defalarca okuduğum paragrafları, yıllarca çantamdan çıkaramadığım bir kitabı, hiçbir şey anlam ifade etmeyen bazen güldüren bir kaç cümleyi ve üstüne kendi cümlelerimizi ekledim.

Video ve sahne tasarımını nasıl kurguladınız?

- Sahneyi tasarlamak benim malzemeyi daha önce keşfetmemle oldu. Hep bir havuz ve bir yükselti vardı aklımda. Soloları çalışırken bunlara sürekli ihtiyaç duyuldu. Mustafa'nın projeye inanıp eklenmesi ile bunların yerleştirmelerine dair daha ciddi düşünmeye başladık. Yeni şeyler ekledi o ve bazılarının kullanım şekillerini değiştirdi. Aydınlatma olarak farklı ekipmanlar kullandı. Video işin içine girdi. Oyunda; bir atmosferin içinde deviniyorken ve seyirciyi de bu alanın bir parçası olarak düşünüyorken video yansıtma sistemiyle onları da performansın içinde performansın bir parçası olarak gösterip kendi gerçeklikleriyle karşılaşmalarını sağladık. Aynı zamanda oyunun içinde geçen bazı anları o an'ın haliyle yansıtarak imgelerin altını çizdik.

excessinmoderation'ın hedefi nedir?

- Bu iş her şeyden önce gece hayatının dinamiklerini kullanan bir yapıya sahip. Bundan dolayı işi hem sahneye hem de gece kulüplerine taşımak hedefimiz. Çağdaş bir sahneleme olduğundan mekânsal yerleştirmelerle her seferinde farklı bir kimlik kazandırmayı ve farklı izleyici kitleleriyle karşılaşmayı hedefliyoruz.
 
Röportaj: Seyhan Arman
excessinmoderation
Excess: Aşırı, Aşırılık
Moderation: Ölçülü, ölçülülük
Konsept: Benjamin Martin Skinner
Koreografi-Reji: Ufuk Şenel
Supervisor: Handan Ergiydiren Özer
Sahne tasarımı: Mustafa Tutuş
Koordinatör: Meral Aslan
Dansçılar: Eylem Gülter Yazıcı, Meral Aslan, Ufuk Şenel
Dragqueenler: Drag Madleine, Drag Lulu, Simon Chalk, Drag Deniss, Drag Güngör
Gösteri 12 – 26 Nisan Pazar, Saat 18:30’da Tiyatro Maan sahnesinde.
Ayrıntılı bilgi için: http://www.tiyatromaan.com/default.asp?id=78880&lng=1