Kültür Sanat / Müzik

Kral Ç?ıplak

Çarşamba, 25 Mayıs 2011
İş?in içinde Sezen Aksu’nun yeni ş?arkılarının ilk performansının ve üstelik Tarkan’ın da olduğ?u haberini alınca, 17.Kral Müzik Ödüllerine günler kala geceye katılma fikri bile epey hoş?uma gitmiş?ti. Organizasyonda Kiss TV ve Kiss Fm’den ve yaptığ?ı iş?in ilk adımlarını attığ?ı anlardan beri tanıdığ?ım Özgür Aras’ın adını da duyunca, ödül gecesine pek bir heveslenip, davetiye de belirtildiğ?i ş?ekilde koyu renk kıyafete uyarak ve son derece gereksiz bir özen gösterdiğ?imi sonradan anladığ?ım bir ş?ıklıkta geceye katılmak üzere kokteyl baş?lar baş?lamaz Haliç Kongre Merkezi’ndeydim.
 
Hep prestijine saygı duyduğ?um NTV’den arkadaş?larımın ayarladığ?ı davetiyemi kapıp alana geldiğ?imde ilk olarak müzik piyasasındaki sahte samimiyetleri tekrar hatırlatan içtenlikten yoksun merhabalaş?malarla geçmiş? travmalarım canlanmaya baş?ladı. Nitekim tören baş?lamak üzereyken, Özgür’ü bulup: Nerede oturabiliriz? Soruma, sevgili arkadaş?ımın müthiş? ilgisi ile ilk hayal kırıklığ?ımı yaş?adıktan hemen sonra, oturduğ?umuz koltuğ?un yanındaki iki zarif bayan ki birini TV’den çok iyi tanırım ve beğ?enirim, bize eş?yalarını emanet edip, lavaboya gittiklerinde, filan plak ş?irketinin sahibi yanındaki asistanına “Bu kadınların çantalarını buradan alın, kaldırın bunları buradan diyerek kükreyince” donakaldım. Kendisini maalesef Star TV’de program yaptığ?ım dönem bir yapımcı olarak tanıdığ?ım bu ş?ahıs ekibine ayrılan koltuklara oturdukları için iki bayanın oradan kaldırtmak üzere ş?ahlandı, yerlerine baş?kaları oturduğ?u için belki haklıydı ancak ne var ki o bayanlara da oturmaları için aynı yer gösterilmiş?ti. Bana yerleri emanet edildiğ?i için “nezaketsizlik etmeyelim, lavabodan gelmelerini bekleyelim “ deyince, müthiş? bir horozlanma ile aramızdaki elektrik daha da ş?ahane oldu. Ben bayanlara yerimi bırakıp, baş?ka yere geçmek üzere bu kabadayılıktan uzaklaş?mak üzereyken hatırlayıverdim. Müzik piyasası buydu. Her ne kadar dijital satış?lara geçilmiş? olsa da, müzik endüstrisinin ş?ekli ş?emali değ?iş?ti zannetsek de, hala aynı kibar insanlar tarafından hükmedilen piyasada, bakalım sahne nasıl olacaktı? Gezegen Mehmet daha geceyi açan konuş?masını yaparken, oturma sıkıntıları için affımıza sığ?ındı. Meğ?er EMI Müzik Türkiye’den arkadaş?larım da topuklu ayakkabılarıyla tepinerek onları zorla yerinden kaldırmak isteyen esmer ve sarış?ın bir ortam çalış?anı tarafından taciz edilmiş?… Ancak yine de gecenin ilk güzel anı , “Sevdanın Son Vuruş?u” sözleriyle, cennetten bize yetiş?en Aysel Gürel’e verilen ödülü almak üzere, anasının kızı olarak sevgili Müjde Ar’ın, annesinin pembe peruğ?uyla sahneye çıktığ?ı andı. Müjde Ar anneciğ?inin cennetten fısıldadığ?ı haberleri uçurdu bize: “Yazarlar, ş?airler, besteciler bütün kültür sanat insanları cennetteymiş? ancak cennette hiç siyasetçi yokmuş?” haberini verip, Aysel’in büyük mesajını da iletti: “Kavga etmeyin seviş?in “…Bende duygu sel oldu. Ancak geceyi izlemeye devam ederken bir yandan da bu iş?in içindeki çeş?itli görgüsüzlüklerin ve kabadayılıkların yoğ?unluğ?unu düş?ünüyordum. Sürekli dolanıyorlar, yerlerinden kalkıyorlar, tekrar oturuyorlar ve ishal olmuş? kedi gibi koltuktan koltuğ?a geçiyorlardı. Tüm bu kabusa rağ?men, Sezen Aksu çıkıp, “Unuttun mu beni?” ş?arkısını söylerken güzel sesi ve dokunaklı sözleriyle çevreyi unutup, neyse ki kalbime döndüm, aş?klara döndüm ve hele bir de sahneye Levent Yüksel, Sertab ve Aş?kın Nur Yengi çıkınca sahnedeki nostaljik değ?er tarif edilemezdi. Playback bir performans birçokları için hayal kırıklığ?ı olsa da, sanki ş?arkısında da “O kırlangıç ta küs mü bana? “ diye soran Sezen Aksu, yanına bize kazandırdığ?ı güzellikleri toplayarak güç toplar gibiydi ve bu manzaranın ş?arkılarına saklı kimbilir ne yangınlar var?
 
Bu arada gece boyunca aldığ?ı 7. ödüle kadar, ödüllerini almaya bile gelmedi zannettiğ?imiz Tarkan’ın, Yılın şžarkısı anonsundan sonra gecenin finalinde yaptığ?ı sürpriz, ancak bir dünya starına yakış?ırdı ve Tarkan’a da çok yakış?ıyordu. İnceliğ?inin, bir insan olarak güzelliğ?inin ve bir ş?arkıcı olarak yeteneğ?inin bu piyasaya ne kadar fazla geldiğ?ini düş?ünecek olursak, bana göre oralara hiç gelmese bile yeri vardı… Hala ödül gecelerinde bilmem ş?u yönetim baş?kanı, bilmem ne sponsorunun genel bir ş?eyi ve benzerleri ödül takdim ettiğ?i sürece, hala endüstrinin kaderi iki lafı bir araya getiremeyen müzik patronlarının cebine kaldığ?ı sürece ve hala böyle büyük bir törende bile canlı performanslar izleyemediğ?imiz sürece bizden ne Grammy çıkar, ne Brit, bizden bol bol polemik çıkar, bol haset bol fesat çıkar, amma velhasıl 17.si de olsa “Kral Çıplak”, hala çıplak…